Nedir

Melek nedir? Kur’an’ı Kerim’de meleklerin özellikleri

Melek, varlığı itibariyle insan gibi veya diğer bütün mahlukat gibi yaratılmış, farklı vazifeleri, farklı hayat biçimleri olan varlık türüdür. Hem Kuran-ı Kerim tarafından hem hadislerde hem de yaşanan birçok vakada melekler karşımıza çıkmaktadır. Melek, kelime anlamı olarak birini vazifeyle başka bir yere görevlendirme demektir. Görüldüğü üzere melek ismiyle bu varlığın vazifesi arasında ciddi irtibat vardır.

Melekler, nurdan yaratılmış olup hilkatlerinde nurun esas olduğu görülür. Melek inancı iman esasları arasında kabul edilmiştir. Nitekim Kuran-ı Kerim’de “Peygamber, Rabb’i taradından kendisine ne indirildi ise ona iman etti, müminler de Onlardan her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti. O’nun resüllerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz. dediler ve eklediler: işittik ve itaat ettik ya Rabbena, affını dileriz, dönüşümüz sanadır” (Bakara/285) buyurulur.

Melekler Allah’a tesbih ve zikir ile görevlidirler. Tüsteri şöyle der: “İnsanların yaşaması, nasıl soluk alıp vermelerine bağlı ise soluk alıp verme bitince ölüm vuku buluyorsa meleklerin de zikirleri bitince ölümleri vuku bulur.”

Meleklerin mahiyeti nasıldır?

Melekiyet denildiğinde risalet, elçilik, nezaret, vekalet, Allah’ın icatlarını takdir ve onun farkında olma, yüksek yerden nüzul etmek gibi manalar anlaşılır. Mutlak manada melek, büyük alemde küçük alem arasında münasabet kuran, elçilik yapan, haber getiren, kalbimizi okşayıp biçime koyan, o alemden gelen mesajları alıp sanki bizim küçük dünyamıza göre kabul edilebilir hale getiren çok mukaddes elçiler topluluğuna denir. Yüzleri metafizik alemlere yönelik ve daha çok öbür alemin vazifeleri olan melekler, Cenab-ı Hakk’ın her iki alemdeki tasarruflarına nezaret eder ve onları alkışlarlar.

Melekler, sadece emirler aleminden olmayıp onların nurdan kendilerine has cisimleri de vardır; şu kadar ki bu cisimleri, latif ve nuranidir. Bu sebeple meleklerin, hulul ve nüfuz keyfiyetleri çok seri ve mükemmeldir. Yani varlığa doğrudan sirayet ederler. İnsanın gözbebeği içinde yer alır, baktırır ve ona güzel şeyleri gösterirler. Kalbinde nüfuz ederler, kalp onunla güzel şeyler hisseder. İyilik düşünceleri meydana getirir, insanı iyilik yapmaya sevkederler. Peygambere ve vekilleri kalbine ayrı aman ile bitkiler ve hayvanlar alemine ayrı manalarla getirirler. Kalbe doğan ilhamlar, ekseriya doğrudan Cenab-ı Hakk’tandadır. Bazen de melekler vasıtasıyla gönüllerimize rüzgar gibi eser gelir.

Melek konusu gayb dediğimiz bildiğimiz ve gördüğümü alemin ötesiyle ilgi olduğu için meleklerle ilgili bilgilerimiz ya Kur’an-ı Kerim’e ya da hadislere dayanır. Şimdi de Kur’an’da melekler hangi açılardan anlatılıyor bir göz atalım:

Melekler isyan etmezler

Melekler isyan etme, karşı çıkma gibi insanlara verilen muhalefet hisleri taşımazlar. Her an itaat halindedirler. Ey iman edenler kendilerine ve ailenizi, yakıtı insanlarla taşlar olan o müthiş ateşten koruyun. Onun başında iri yapılı, sert ve şiddetli melekler olup onlar asla Allah’a isyan etmez ve kendilerine verilen bütün emirleri tam yerine getirirler. Ayet, meleklerin isyandan uzak varlıklar olduğunu ifade ederken aynı zamanda onların iri cüsseli sert ve şiddetli olduklarını belirtmektedir. Ayette anlatılan melekler, cehennemde görevli oldukları için sertlik ve şiddetle vasıflandırılmışlardır.

Melekler yemez içmez

Melekler yeme içme, ıtrahat gibi insani özelliklerden korunmuşlardır. Zariyat Suresi‘nde şöyle buyurulur: “Sahi! İbrahim’in şerefli misafilerinin gelişlerinden haberin oldu mu? Onlar yanına varınca, Selam! dediler. O da, size de selam diye cevap verdi ama içinden, Bunlar tanımadığım kimseler hayırdır inşallah dedi. Onlara yemek getirmek için gizlice ailesinin yanına geçti ve semiz bir dana kebabı getirdi. Önlerine koyup Buyurmaz mısınız? diye ikram etti. O sırada onlardan yana içine bir korku düştü. Korkma dediler ve ona büyüdüğünde alim olacak bir çocuklarının dünyaya geleceğini müjdelediler.”

Meleklerin önlerine gelen yemekten uzak durmaları, yeme içme özelliklerinin olmamasından kaynaklanmaktadır. Meleklerin gıdası; tesbih, tehlil, hamddir. Hadiste geçtiği üzere oruçlunun ağız kokusu meleklerin gıdasıdır.

Meleklerin kanatları vardır

Melekler nurdan yaratılmışlardır. Ve kanatları vardır. Ancak bizler bunun keyfiyetini bilmiyoruz. Kuran bu hususta şöyle der: “Onun kendisine pek güçlü ve kuvvetli, o üstün akıl ve kemal sahibi olan Cebrail öğretti. Melek kendisi asli suretine girip doğruldu. İşte o zaman kendisi en yüce ufukta idi.” (Necm Suresi 5-7 ayetler).

Bir başka ayette de: “Kuran, değerli bir elçinin getirip okduğu sözdür. O elçi ki çok kuvvetlidir. Yüce Arş sahibi Allah’ın nezdinde pek itibarlıdır. Göklerde ona itaat edilir, vahiyler ona emanet edilir.” (Tekvi suresi 20 ayet).

Kanat, sürat ve hıza da işaret eder. “Hamd, gökleri ve yeri yaratan ve melaikeyi iki, üç, dört kanatlı ekçiler yapan Allah’a mahsustur. O; yarattıklarından, istediğiğne, dilediği kadar fazla özellikler verir çünkü O her şeye kadirdir.” (Fatır Suresi 1. ayet).

Melekleri cinsiyetleri yoktur

Melekler için erkek ya da kadın gibi bir cins izaferi mümkün değildir. Zira böyle bir durumda nefis devreye girer ki melekler bundan müberradır, uzaktır. Onlarda çoğalma söz konusu değildir.

Bu hususta Kuran-ı Kerim şöyle buyurur: “Onlara (Meleklere) sor bakalım (Hala şirklerine devam edip) kız evlatları senin Rabb’ine, erkek evlatları da kendilerine mi isnad edecekler? Yoksa Biz melekleri dişi yaratmışız da onlar buna şahit mi olmuşlar?” (Saffat Suresi 149-150. ayetler).

“Rahman’ın kulları olan melaikeyi de dişi saydılar. Ne o! Onların yaratıldıkları sırada hazır mu bulundular? Onların bu iddiaları yazılacak ve bundan ötürü onlar sorguya çekileceklerdir. (Zuhruf Suresi 19. ayet)”

Meleklerin Allah’ı tesbihleri

Melekler içerisinden, devamlı Allah Tealayı tesbihle görevli olanlar vardır. Hazreti İbrahim Efendimiz’in meleklerin tesbihini dinleyişi bir menkıbede şöyle anlatılır:

Rivayete göre; Hazreti İbrahim, kendi döneminde en zenginlerden sayılacak kadar servet sahibidir. Fakat dünyayı kesben olmasa da kalben terketmiştir. Onun çalışıp kazanması, dünyayı imar etmek ve din-i mübinin yeryüzünün dört bir yanında kuvvet kazanmasını sağlamak içindir.

Bir gün bazı melekler, Cenab,ı Hakk’a, hılet ve dostluğun kahramanı olarak bildikleri Hazreti İbrahim’in mal mülk sahibiolması hakkında “Bir peygamberin bu kadar zenginliğini anlayamıyoruz.” fikrine girince bir soru sorarlar. Allah da meleklerine bu hakikati gösterir.

Melekler, Allah’ın izniyle Hazreti İbrahim’i ziyaret ederler. Uzun bir yoldan gelmiş, saçı sakalı dağınık, üstübaşı perişan birer misafir gibi İbrahim Peygamber’in yanına varırlar ve onun duyacağı şekilde “Sübbuhun Kuddüsün Rabbu’l-melaiketi ve ve’r-ruh” (Tesbih edilecek Sen’sin, Kudüs olan da. Ey Meleklerin ve Ruh’un Rabb’i) derler. Kalbi ötelerden gelen esintilere açık olan İbrahim Aleyhisselam, Cenab-ı Hakk’ı tesbih u takdis etmek için çok iyi seçilmiş bu kelimeleri ve onların seslendirilişindeki derinliği duyunca pek sevinir,

– Aman Allah’ım, bu ne güzel bir söz, diyerek hayranlığını ifade eder ve,

– Servetimin üçte biri sizin olsun, yeter ki o ifadeleri bir kere daha söyleyin der.

Melekler, kendilerine has bir ses ve eda ile o tesbihi tekrar edince, Allah’la alakası açısından tesbih u tazime ve vahye aşina olan Halilürrahman, o sözdeki derinliğin kendi ruhunda hasıl ettiği tesir neticesinde, bir kere daha aynı tesbihi duymak için malını tamamını vermeye de razı olur. Nihayet,

– Değil mi ki bana bu tesbihi dinletip öğrettiniz, ben de size köle oldum, diyerek meleklere mukabelede bulunur.

Bu davranışıyla da sahip olduğu her şeyi, hatta canını bile Canan yolunda feda edebileceğini gösterirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir