Tarih

Malta Şövalyeleri hakkında bilgi

Malta Şövalyeleri’nin geçmişi 12. yüzyıla kadar iner. Tapınak Şövalyeleri zamanında, 1 . Haçlı Seferi’nden sonra ilk olarak, ‘Hospitaller, St. John Şövalyeleri’ adıyla kurulan örgütün görevi, Kudüs’te bir hastane açarak, hasta hacıları tedavi etmekti. Kudüs’ün tekrar müslümanlarca ele geçirilmesi üzerine Rodos adasına yerleşen örgüt, burada Malta adasına gelmiş ve adını ‘Malta Şövalyeleri’ olarak değiştirmiştir. Tam isimleri ise şöyledir; (S .M.O. M.) ‘The Sovereign Military Hospitaller Order of St. John of Jerusalem of Rhodes and of Malta’ (Rodos, Malta ve Kudüs Hospitaller St. John Şövalyeleri Askeri ve Egemen Tarikatı).

Örgütün kuruluş amacı

Malta Adalarında bir devlet kuran şövalyelerin yeni işi, devletin resmi izniylekorsanlık yapmaktı. Zengin Osmanlı donanmalarını soyarak mali durumlarını kısa sürede iyileştiren örgüt, aynca Akdeniz’ de diğer korsanları yakalayıp adalete teslim etmekle de görevliydi. Kendilerinin korsanlık yapması olabilirdi; çünkü onlar Hristiyanlık dini adına korsanlık yapıyorlardı. Kutsal bir görev adına soygunculuk yapıp masum insanları öldürmek anlayışı, günümüzde halen devam etmektedir. Bunun dışında Malta zindanları ve işkence aletleri ile de çok meşhurdur. Bu yerleri gören bazı yazarlar, gördükleri akla hayale gelmeyecek işkence çeşitliliği karşısında düştükleri dehşeti kitaplarında anlatırlar. Üstelik bu zindanları

ve işkence aletlerini anlatan rehber, bunu büyük bir gururla anlatıyormuş .Malta Şövalyeleri, isimleri kamuoyunda pek duyulmamakla beraber, dünya siyasetinde en az CFR ve TLC kadar önemli bir yeri olan, dünya tarihinin en eski örgütlerinden biridir. Malta Şövalyeleri, CIA gibi istihbarat örgütleri, siyaset, iş, eğitim, ordu, Birleşmiş Milletler gibi çeşitli uluslararası kuruluşlar, vakıflar ve büyükelçilikler gibi ülke ve dünya yönetiminde aktif rol oynayan gizli örgütlerde yerlerini almışlardır. (P2 Mason Locasının önde gelen üyeleri) ABD’deki Vatikan büyükelçileri ve ABD’nin Vatikan büyükelçileri, CIA ve belediye başkanları, dev şirket yöneticileri genellikle birer Malta Şövalyesidirler. Başkanları Papa tarafından atanan ve bütün dünyada diplomatik dokunulmazlıkları olan şövalyeler birliğinin kendi anayasaları vardır. Bu anayasanın en önemli maddesi, şüphesiz Papa’nın başkanlık edeceği ve resmi dininin Katolik Hristiyan olacağı tek bir dünya devletidir: Bu şekilde bütün dünya devletlerinin yönetimlerini devredeceği tek bir hükümet çatısı altında toplanacağı ve insanların barış içinde yaşayacağı günlerin hayaliyle çalışmalarını sürdürüyorlar.

Papa bilindiği üzere Vatikan Devleti’nin başkanı ve Katoliklerin ruhani lideridir. Ama halk arasında bilinmeyen bir nokta var; Papa IX. Pius, 1870’de toplanan Birinci Vatikan Konsülü’nde , Papa’nın Masumiyeti (yanılmazlığı) inancını ilan etmişti. Buna göre; Papa ne derse desin, ne yaparsa yapsın, o tarihten itibaren kesin · doğru kabul edilecekti. Papa II. Jean Paul, bir Ateist olduğunu açıkça söyleyen ünlü fizikçi Stephen Hawking’i bir seminer vermesi için Vatikan’a davet etmiş ve tekerlekli sandalyesinde oturan bilim adamının önünde diz çekerek, bir süre konuşup dua etmişti. Kardinaller bu durum karşısında öfkeden kıpkırmızı kesilmişler ama tek kelime dahi edememişlerdi.

Burada üzerinde durulması gereken önemli bir nokta var. Bir insanın Papa’ da olsa hata yapmayacağını kabul etmek demek, Papa’yı Tanrı makamına çıkarmak demektir; çünkü sadece Tanrı hata yapmaz. Bu da Hristiyanlığın ne kadar yozlaştığını gösterir. Önce !sa’yı Tanrı’nın Oğlu, dolayısıyla Tanrı ilan etmişlerdi, şimdi de Papa Tanrıları oldu. Eski Papa II. J ean Paul’ün bir gazeteye verdiği demeçte, “Günahlannın bağışlanması için Tarm’ya gitmeyin, bana gelin.” demesi, olayın vahim boyutlarını açıkça gösteriyor. Zaten şimdiki Papa da, Almanya’nın bir kentinde halka hitaben yapacağı konuşmaya gelen herkesin günahlarının affedileceğini ilan etmişti. (Eskiden günah çıkarma ayini bir kişiye uygulanabilirdi. Ama günümüzde günahkarlar o kadar çoğaldı ki; toplu halde günah çıkarmaya başladılar.) Eskiden Hristiyanlık inancına göre; insanlar Tanrı’ya Papa aracılığıyla ulaşabilirdi ama şimdi gördüğümüz kadarıyla Tanrı’ya da ihtiyaçları kalmamış, herşeylerini Papa halledecek. Bu olaylar, Vatikan’ın gücünü gittikçe kaybetmeye başladığını ve artık eskisi gibi hürmet görmediği, Papaların bunu görüp paniğe kapıldıklarını ve saçmalamaya başladıklarını ispatlıyor.

Yazar Aytunç Altında!, ‘Vatikan ve Tapınak Şövalyeleri’ adlı kitabında Malta’ya gittiğini ve İngiliz soylularının toplandığı ‘Union Club’ta bir şövalye ile görüştüğünü yazıyor. Yazarın anlattığına göre Malta Şövalyeleri, Bizans İmparatorları Julius Sezar ve Neron adıyla tanınan Domitius Claudius ‘un soyundan geldiğini iddia eden Üstad Mason Prens Henri Paleolog’u yeniden kurulacak bir Bizans İmparatorluğu’nun başına geçirmek için karar almışlar. (Ortodokslara Masonluk yasak değildir.) Çünkü ellerinde Prens Paleolog’un, bu tahtın yasal mirasçısı olduğunu gösteren ve Rusya’dan alınan 1 997 tarihli bir mahkeme kararı vamuş. Adamların aklı fikri nerelerde, kararı siz verin artık Olmayan bir devletin olamayacak bir tahtının varisi mahkemede onaylanıyor ve resmi belge veriliyor. Allah akıl fikir versin! demekten başka bir şey elimizden gelmiyor.

Yazarın notuna göre, Bizans Devleti’nin tekrar kurulması için, özellikle Almanya ve Fransa’da faaliyet gösteren ve Rus ve Yunan Ortodoks kiliselerince desteklenen, ‘The Constantinian Order of St. George’ (St. George Konstantin Tarikatı) bulunur. Aynca Avrupa ülkelerini ziyaret eden gençlerin yakından tanıdığı ve kısaca YMCA olarak bilinen ‘Young Males of Christian Association’ (Genç Hristiyan Erkekler Birliği) adlı misyoner örgütü, yine aynı amaçlarla çalışan ‘The İmperial Constantinian Order’ (Konstantin İmparatorluğu Tarikatı) da aynı amaçlar doğrultusunda çalışırlar. Bu tarikatın üyeleri arasında CIA başkanları, Avrupa Parlamento su üyeleri, Nato genel sekreteri, Lordlar,Vatikan Kardinalleri ve ünlü profesörler bulunur ve bu tarikat dünyadaki en güçlü tarikatlardan birisidir.

Aydoğan Vatandaş’ın ‘Ezoterika’ adlı kitabında belirttiği gibi, Malta Şövalyelerinin iskeletini Habsburglar gibi Avrupa’nın en eski ve soylu ailelerinin üyeleri oluşturur. Bu aileler ‘ Kara Asalet’ olarak tanınırlar ve Avrupa’da ülke yönetimlerini ellerinde tutacak kadar güçlüdürler. Bu aileler, İsa’nın soyunu oluşturan Merovenj Hanedanlığı’nın devamı olduklarını iddia ederler ve dolayısıyla hepsi de Hz. İsa ile akrabadırlar. Aydoğan Vatandaş’ın yukarıda bahsettiğim kitabında belirttiği İsa ve 1 2 havarisini temsil eden 13 rakamıyla ilgili tespitlerine kısaca değinmek istiyorum. Amerikan Bir Dolan’nda her biri 13 adetten oluşan zeytin dalının yapraklan, çizgi ve çubuklar, ok, armadaki yıldız sayısı, piramitteki kat sayısı ve Latince yazılardaki harfler bulunuyor. Bilindiği gibi İlluminati Örgütü de 13 kişilik çekirdek üyeler tarafından yönetilir. Aynca Bilderberg Grubu’nun yönetici grubu, 13’er kişilik 3 komiteden oluşur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir