Nedir

Laiklik nedir?

Laiklik, din işlerin dünya işlerinden ayrı tutma ilkesidir. Yakında zamanlara kadar hemen hemen hiç bir ülkede din işleriyle dünya işleri birbirinden ayrılmış değildi. Toplumların yaşamı din kurallarına göre düzenliyordu. Ortaçağ’da kilise devletten önce gelirdi. Osmanlı padişahları önemli konularda şeyhülislamdan fetva alırlardı.

Laikliğe doğru ilk adımlar Rönesans döneminde atıldı. Avrupa’da 17. yy da hem bilim, hem siyaset alanında dinin etkisi azalmaya başladı. Giderek gelişen bilimler ve onun ardından toplum yaşamı dinden bağımsız hale geldi.

Türkiye’de laiklik

Cumhuriyet’ten önce, hatta Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye’de din ve dünya işleri birbirine sıkıca bağlıydı. Din, devlet yönetiminde ve dünya işlerinin düzenlenmesinde şeriat yoluyla etkisini sürdürüyordu. 1876 tarihli ilk Osmanlı Anayasası, padişahı halife olarak dinin, sultan olarak devletin başı sayıyordu.

Cumhuriyet’in ilanından sonra 1924 yılında hilafetin, Şer’iye ve Evkaf vekaletlerinin, medreselerin kaldırılması, öğretimin birleştirilmesi laiklik yolunda atılan ilk adımlar oldu. Bu durumdan memnun kalmayan birtakım tarikat şeyhlerinin ve dervişlerin gerici davranışlara girişmesi üzerine, 1925 yılında tekke ve zaviyeler kapatıldı.

Genç Türkiye Cumhuriyet devletin din vesayetinden kurtulmasını istiyordu. Amacı dini yıkmak değil, onu devletten ayırmak, dini yalnız inanç ve ibadet konularıyla sınırlandırmaktı.

1928’de yapılan bir değişiklikle o zamanki Anasaya’da yer alan “Türkiye Devleti’nin dini İslam dinidir” cümlesi Anayasa’dan çıkarıldı. Zaten daha önce 1926 yılında çıkarılan Medeni Kanun’la evlenme, boşanma ve miras işlerinde şeriat hükümlerinin uygulanacağı kesinleşmişti. Daha sonra 1937’de laiklik ilkesi açıkça Anayasa’ya kondu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir