İnanç

Kıyamet nedir? Kuran-ı Kerim kıyameti nasıl anlatıyor?

Kıyamet, içinde varlıkların yaşadığı şu kainatın bitip değişimin ardından ölmüşlerin İsrafil’in suruyla dirilip devam edecekleri ebedi hayatın ismidir. Ayağa kalkma, dimdik durma anlamına gelen kıyamet, o gün insanların halini ifade den bir kelimedir. Kıyamet, umumi bir yok oluştan sonra umumi bir dirilişi kapsamaktadır. Kıyametin vuku bulalacağı hususunda hiç kimsenin tereddütü yoktur. Hata günümüzde müspet ilmi ve ilim adamları da bu mevzuda ittifak halindedirler. Bütün semavi dinler kıyametin kopacağını kabul etmişlerdir. Ancak onlar bu gerçeği çok uzun bir zaman sonra beklemektedirler. Halbuki fevkalede hadiseler o kadar çoktur ki, bunlardan birisiyle kıyamet kopacaktır.

Kıyamet her şeyin ağaya kalktığı gündür ki işte insan da o gün kıyam edecektir. İnsanın ameli, hissiyatı, yığın yığın meydana getirdiği manalar; hamd ü senası, tuğyan ve dalaleti, küfr ü küfranı, şükr ve şükranı, Allah’a karşı senası hep kıyam edecektir. Her şeyin kıyam ettiği o gün, Allah Teala ve Tekaddes Hazretleri de açık saltanatıyla kıyam edecektir.

Kıyametin kopması Kuran’da şöyle buyurulur: “Ve çünkü o kıyamet saati mutlaka gelecektir, onda şüphe yoktur. Ve Allah, kabirlerde olanları diriltecektir.”(Hac Suresi – 7)

Görüldüğü gibi kıyamet mutlaka gelecektir, bunda şüphe yoktur. Ve Allah, bütün ölmüş varlıkları diriltecektir. Hz Muhammed’te “Kıyameti bekleyiniz, gözleyiniz.” buyurmuştur.

Kıyamet günü bütün davranışlar tartılacaktır

Kıyamet adaletin tam manasıyla gerçekleşeceği yerdir. Kuran bu hakikati şöyle ifade eder: “Kıyamet günü için adalet teraziler kurarız. Hiç kimseye bir haksızlık edilmez. (insanın  yaptığı iş), bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa onu getiririz. Hesap gören olarak Biz yeteriz.” (Enbiya -47. -48. ayetler)

Ayette de görüldüğü gibi, bu dünyada insanın iç dünyasını tartabilecek bir mizan yoktur. İçe doğru her derinleşmede inkişaf eden bir duygunun neticesini tartamıyoruz. İnsanın vicdan mekanizmasını meydana getiren duyguların, insana dünya ve dünya içindekilerini alinin tersiyle ittiren ve onu Cenab-ı Allah’tan başka kimseye ve hiçbir şey razı olmaz hale getiren, bunca ulvi duyguları ölçebilecek bir terazi bilmiyoruz. Hatta birçok defalar bu duygularla dolu bulunan insanlar dahi bunların mahiyetlerini bilememektedirler. Öyle ise bütün bu ulvi duyguları dahi tartacak bir mizanın kurulacağı ahiret dene gün olacaktır.  Ve bu duygular orada kılı kırk yarar şekilde tartılacaktır. zira insanını dış uzviyatı için bir ölçü vazedilmiştir. Halbuki onun dışında daha parlak ve çok daha ulvi olan iç dünyası için herhangi bir mizan, ölçü konulmamıştır. Bu ölçü, içinde yaşadığı dünyada görülmediğine göre ahirette vazedilecektir. İşte kıyamet bu adaletin tahakkuk edeceği yerdir.

Kıyamette herkes yaptıklarını görecektir

Kıyamette insanın yaptıkları önlerine dökülecektir. Kuran’da şöyle buyrulur: “Her insanın amel kuşunu, defterini boynuna yaftaladık. Kıyamet günü onun için, açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız. Kitabını oku, bugün nefsin sana hesapçı olarak yeter! deriz.”(İsra 13.-14. ayetler)

Ki bu şu demektir: Oku kitabını ve ona göre hükmünü sen ver.Davranışlarında sen nasıl bir hayat yaşadın? Nasıl bir hayat şeridi meydana getirdin? Verilen rolünü nasıl oynadın? işte al kitabını ve bütün bunları kendi kitabında gör.

Kitap nedir? Neşir keyfiyeti nasıldır? Ameller o kitaba nasıl yazılmıştır? Bu kitap nasıl okunacaktır? O kitabı yazan kalem nasıl bir kalemdir? ve yazılar nasıl bir mürekkeple yazılmaktadır? Bütün bunlar hiç önemli değildir. Önemli olan, vakanın bizzat kendisidir. Ortaya bir kitap konacaktır. Bu kitapta, bizim bütün bir hayat serüvenimiz bulunacaktır. Duyulduğunda bizi memnun edecek haberlerle bizi mahcup edecek haberler, iç içe bize takdim edilen bu kitapta hepsi mevcuttur. İşledikleri her şey kitapta mevcuttur. Küçük büyük hepsi satır satır yazılmıştır. ayetleri de bu hakikati ihtar etmektedir. Herkes istediğini, zerre zerre ahirette görecektir. Kuran, “Artık kim zerre ağırlığınca hayır yapmışsa onu görür. Ve kim zerre ağırlığınca şer yapmışsa onu görür.” (Zilzal Suresi 19.-25. ayetler) demektedir.

Ve o gün bazıları defteri sağdan alıp sevinir; bazıları da soldan alır üzülür. Kuran ahirete ait bu tasa ve sevinç tablosunu bize şöyle anlatır: “Kitabı sağından verilen, Alın, kitabım okuyun! der. Ben hesabımla karşılaşacağımı sezmiştim zaten. Artık o memnun edici bir hayat içindedir. Yüksek bir bahçede. Ki devşirmesi kolay meyvelere yakın. Geçmiş günlerde yaptığımız işlerden ötürü afiyetle yiyin, için! Kitabı sol taraftan verilen ise der ki: Keşke bana kitabım verilmeseydi!” (Hakka Suresi 18. – 25. ayetler)

Kim bilir orada kimler yaptıklarına bin pişman olacaktır. Fakat oradaki pişmanlığın, feryat ve figanın, hatta yanıp yakılmanın insana zerre kadar faydası yoktur. Zira ahiret, burada iken kazanılması gereken bir yerdir. mel defteri kapandıktan sonra denilip yapılacakların faydalı olması söz konusu değildir. Halbuki defterini sağdan alanların sevinç ve süruru sonsuzdur. Onların yüzleri bişaret ve gülücüklerin cümbüş yeri gibidir. Bir tarafta asık çehreler, diğer tarafta gülücüklerinden güller açılan yüzler ve orada uçuşup duran defterler… Kimisi elindeki defteriyle iki büklüm, utanç içinde ve kaçacak yer aramakta, kimisi de yollara dökülmüş önüne gelene defterini okutmakta ve bu son manzara ahiret aleminin sakinleri tarafından da memnunlukla seyredilmekte. Melekleşmiş insanın sevincini seyretme onları da sevindirmekte. Kuran bu tabloyu anlatırken de şöyle demektedir:  “Hayır ebrar (iyilerin) kitabı illiyyun (yüceler)dedir. Biliyor musun illiyyun nedir? Yazılmış bir kitaptır. Onu ancak mukarreb (Allah’a yakın) olanlar görürler. “(Mutaffifin Suresi 18-21. ayetler)

Kıyamet vakti

Kıyametin ne zaman meydana geleceği, Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceği bir gayb konusudurş. Ayet-i kerimede Allah Teala şöyle buyuruyor: “Kıyamet vakti hakkında bilgi, ancak Allah’ın nezdindedir. Yağmuru O yağdırır. Rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Yine hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Muhakkak ki Allah Alim’dir, Habir’dir.” (Lokman Suresi 31.-34. ayetler).

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir