Yaşam

Kibritin bulunuşu ve tarihi gelişimi

Kibrit; bir ucu sürtünmeyle alev alan incecik tahta, karton veya balmumu parçası. Tarihöncesi yaşamış atalarımızdan biri bugün dirilseydi, onu en çok şaşırtan şeylerden biri herhalde kibrit olurdu. Hatta birçok modern araçtan daha fazla kibrite hayran kalırdı. Gerçekten de ateş çıkartabilen bu küçücük kıymık, gerek sadeliği, gerek kullanışlılığı bakımından son derece etkili buluştur.

Parafine bulanmış küçük karton veya tahta sapın bir ucundaki karışım (potasyum klorat, manganez dioksit, potasyum bikromat, antimon sülfür, cam tozu) fosforlu bir düzeye sürtülünce kimyasal bir tepki yaratır ve bu tepkinin sonucunda hızlı bir yanma olayı meydana gelir, yani alev çıkar.

Kibritin icadı

Kibrit 1809’da icat edildi; bu küçük alet, sadece uçlarından biri, içinde potasyum klorat bulunan bir karışıma batırılmış küçük bir kükürtlü tahta parçasından ibaretti. Tutuşturmak için yoğun sülfürik aside daldırmak gerekiyordu: bu da tehlikeli ve oyalayıcı bir işti.

Kullanışı basit ilk kibrit 1831 yılında, Dole’de, on dokuz yaşındaki genç bir Fransız öğrencisi olan Charles Sauria tarafından geliştirildi. Sauria bu karışıma, en basit sürtünmeyle alev alıveren beyaz fosfor katmayı akıl etti. Daha sonra, İsveç’te, çakma yerine sürülen bir başka karışıma kırmızı fosfor (beyaz fosforun tersine, zehirli değildir) katıldı ve kibritin ucunda sadece potasyum klorat kaldı, böylece İsveç kibriti veya “güvenli” kibriti doğdu.

Türkiye’de 1929’a kadar kibriti Avrupa’dan ithal ederlerdi; ilk fabrika İstanbul’da Büyükdere’de kuruldu (1932). Yirmi yıl devlet tekelinde tutulan kibrit yapımı işi 1952’de serbest bırakıldı ve bu tarihten sonra özel fabrikalarda kuruldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir