İnanç

Kabala nedir?

Kelime anlamı ‘Sözlü Gelenek‘ (Musa’nın Sina Dağı’nda Tanrı’ dan aldığı sözlü din) olan Kabala, Yahudi kitabı Zohar’a dayanır ve Eski Ahit’te yazılanların kelime anlamlarıyla değil, bu yazıların rakamsal değerleriyle oluşan şifreli sözcüklerle uğraşan mistik bir öğretidir. Kabalist alimler bu şifreli sözcükleri çözerek, doğanın ve yaşamın sırlarını keşfederler. Kutsal kitaplarda Yahudi Kralı Süleyman’ın, cinlerle konuşup hayvanlara emir verebildiği anlatılır. Bu yüzden Süleyman’ın bir Kabala ustası olduğu iddia edilir. Süleyman’ın hikayesi ise bazı yazarlara göre biraz farklıdır.

Süleyman, Yahudi peygamberi Enoş’un sakladığı hazineleri bulmuş ve doğanın sırlarını bu hazinelerin arasında bulduğu belgelerden öğrenmiştir. Enoş, Nuh Tufanını önceden öğrenir ve üst üste dokuz adet kutsal mezar yapar. Bunların üstünde iki sütun diker. Bunlardan birinin üzerinde doğanın sırları (kimilerine göre Atlantislilerin sırlan), diğerinin üzerinde ise kutsal hazinenin yerini anlatan yazılar bulunuyordu. Zamanla Süleyman, sarayını yaptırırken bu sütunları buldu ve o devrin en zengin ve doğaüstü güçlere sahip olan kralı oldu. Bu iki sütun Masonların mabetlerinde bulunur ve en kutsal simgelerdir.

Masonların iddialarına göre, Masonluğun zenginliği (gerçekten günümüz dünyasının bütün süper zenginlerinin hemen hemen hepsi Masondur) Kabala öğretileri ile gizli sırlara sahip olmaları, Süleyman Tapınağı altında kazı yapıp bunları bulan Tapınak Şövalyeleri vasıtası ile bu sütunların ellerinde bulunması yüzündendir. İlk Süleyman Tapınağını yapan Mason Üstatların ve Davud’un soyundan gelen asiller oldukları iddia edilen Tapınak Şövalyeleri ise; 13. yüzyılda Fransa Kralı Philip tarafından yok edilmiş, kaçıp kurtulabilenler de Mason örgütlerini kurmuşlardır.

Çoğu araştırmacıya göre, Kabala’nın kökü Eski Ahit’ten çok daha önceye, Eski Mısır’daki Hermes devrine kadar uzanır. Bilindiği üzere İbraniler olarak adlandırılan bir grup kavim, o bölgede uzun bir süre yaşamışlardı ve bu zaman zarfında halkın ileri gelenleri ve özellikle sarayda yetiştirilen Musa, Mısır rahiplerinden büyü yapmak gibi ezoterik bilgiler öğrenmişlerdi. Eski Ahit’te Firavun’un rahipleri ile Musa arasındaki yılanlı büyü düellosunu hatırlarsınız. Musa kavmini Kenan topraklarına getirirken, bu bilgiler de onlarla beraber bu topraklara taşındığı ve orada Kabala adını aldığı iddia edilir. Kabalistler Tanrı’yla görsel, işitsel ve ruhsal bir iletişim kurar. Kabala’ da yaratılışı simgeleyen on Sefırot (Kozmik Ağaç, Hayat Ağacı) vardır:

1 . Keter (Taç)
2. Hokhma (Bilgelik)
3. Bina (Akıl)
4. Gedula (Yücelik), Hesed (İyilik)
5. Gevura (Güç), Din (Yargı)
6. Tifareth (Güzellik), Rahamim (Şefkat)
7. Netzah (Zafer)
8. Hod (Haşmet)
9. Tzadik (Adalet) Yesom Olanı (Dünyanın Yaratılışı)
10. Malkhut (İktidar, Hükümdarlık)

Bu gizli öğreti, zamanla Ortaçağda simya ile uğraşanların ve büyü yapmak isteyenlerin başvurdukları bir kaynakça olmuştur. Ama Masonlara göre Kabala’ da büyüden çok daha fazlası vardır (evrenin ve doğanın sırları) . S.L. MacGregor Mathers, ‘The Kabbalah Unveiled’ ‘Açımlanmış Kabala’ isimli kitabında bir inisiyenin geçirdiği evreleri anlatıyor:

Kabala öğretisinin amacı

“Öğreti genelde seremoni, rütiel ve konuşma ile oluyor. Saf içsel arayış ve yaşam, öğrenciden beklenen ilk ve esas kalitelerdir. Ruh, akı.l bedenin eş zamanlı gelişimi zorunlu olarak işlemektedir. Öğretim programlı doğmalar arkasındaki zeki güçlerin ve insanın  yapısı ve Tanrı ile ilişkisinin etüdünü içermektedir. Öğretinin tüm amacı ve hedefi; insanı yüksek benliğinin bilgisine getirmek onu arındırmak, güçlendirmek) varlığının bütün kalite ve güçlerini gelişmektir. Böylece içinde yatan üstün insan, Tanrı’nın kendi suretinde yarattığı Adam Qadmon (Üstün insan) ile tekrar birleşir. ”

Kabala’nın öğretileri, büyük ölçüde Sefer Yezirah (Yaratılış Kitabı) ve Sefer HaZohar (Işık Kitabı) adlı eski İbrani metinlerine dayanır. Talmudlardan çok önce ortaya çıkan bu metinlere göre; evrenin sırrı ilk önce Adem’e verilmiş, bu bilgi onun vasıtası ile Nuh’a ve daha sonra da Mezopotamya’da Sümer kökenli İbrahim’ e ve en son olarak da Mısır’da Musa’ya aktarılmıştır. Hazohar’da geçen bir metin ilgi çekicidir: “İnsanın yaratılışında, gökyüzünde ve yeryüzünde varolan her şey vardır. ” Bu ifade daha önce bahsettiğim Hermes’in, “Yukarıda ne varsa aşağıda da o vardır. ” sözüyle aynı şeyleri ifade etmektedir. Evrendeki ve dünyadaki her şey, yıldızlar, bitkiler, insanlar vs. atomlardan oluşmuştur.

Burada ilginç olan nokta, bütün bu bilgilerin kaynağının Mezopotamya olmasıdır ve oradan Mısır’a, ardından Yunanistan’a geçmiştir. (Eski Ahit’in Sümer efsanelerine dayanan hikayeleri Osiris Tarikatı adlı bölümde detaylı olarak anlatılmıştır. ) Antik Sırlar, Yahudi kökenli bazı yazarlara göre Mısır’a yerleşen (Musa da burada eğitilmişti.) Atlantislilere dayanmaktadır ve Sümerlerle ilgisi yoktur.

Yahudilerin Sümerlere ve dolayısıyla Babillilere olan tarihi düşmanlığı, Eski Ahit ve Kutsal Kitap’ta bol bol yansıtılmıştır. Sebebi ise Babil Kralı Nabukednezar’ın Kudüs’ü işgal etmesi ve Süleyman Tapınağı’nı yakıp yıkmasıdır. Bu arada esir olarak Babil’e götürülen İbraniler, burada medeniyeti ve Eski Ahit’i yazma fırsatı buldukları hikayeleri öğrenmişlerdir ama bunu her zaman inkar ederler. Yahudi Tanrısı Yahve, Babillileri öldürmeleri ve yok etmeleri için Eski Ahit’te bol bol emirler yağdırmıştır.

Kadın erkek, çoluk çocuk, öküz, kayım, deve, eşek hepsim öldür. ” I.Samuel, Bab 15:3

Aslında On Emir’den birisi ‘Öldürmeyeceksin‘dir. Hem Tanrı’dan öldürme diye emir geliyor hem de önüne çıkanı öldür diye, İbraniler de herhalde ilk başta ne yapacaklarını şaşırmışlardır. Sonradan olayı çözümlediler(!) Şöyle ki; Tanrı, “Öldürmeyeceksin’ diyerek olsa olsa İbranileri kastetmiştir; çünkü onlar Tanrı’nın seçkin kullarıdırlar(!), öyleyse diğer bütün insanlar öldürülebilirler(!). Ve de aynen uygulamışlardır. Sonuçta Kabala’nın satırlarında saklı olduğu iddia edilen gizli sırlar, tarih boyunca gizli örgütlere ve toplumlara esin kaynağı olmuştur. Bunlar arasında ilk başta Masonlar, Gül-Haçlar, Tapınak Şövalyeleri, Gnostik akımlar gelir ve bazı yönleriyle üç büyük din bile bu öğretilerden etkilenmişlerdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir