Haşhaşiler kimdir? Haşhaşi ne demektir?


Tarihe Asasinler olarak geçen ve suikast kelimesini (Haşhaş kullananlar değil) Avrupa dillerine (lng. Assassinate, Fra.   ssassinat- öldürmek, assassin-katil, Haşhaşi olan kimse) sokan Haşhaşiler, İsmailiye mezhebine bağlı okültist ve simyacı Hasan Sabbah tarafından 10. yüzyıl sonlarına doğru, Tapınak Şövalyelerinin kuruluşundan biraz önce ve Sion Tarikatı’nın ortaya çıktığı yıllarda kurulmuştur. Gnostizm’den etkilenen her üç örgüt de birbirleriyle fikir ve eylem alışverişinde bulunmuşlardır. (O yıllardaki Şam saldırısı, iki örgütün, Tapınakçılar ve Haşhaşilerin dayanışması ile gerçekleştirilmek istenmişti. Ama planı öğrenen Şam kumandanı, kaledeki Haşhaşileri yok ederek bu saldırıya engel oldu.)

Haşhaşi ordusu nasıl oluştu?

Hasan Sabbah, işlediği bir suç nedeniyle Mısır’a kaçmak zorunda kalmış ve burada Kabala ve antik gizemlerle ilgilenmeye
başlamıştı. Abdullah İbn Meymun ‘un kurduğu diğer bir gnostik mezhep olan Batınilerden etkilenen Sabbah, bütün dinleri yıkmak ve kendi gnostik inançlarını kurmak (İsmailiye mezhebi) üzere harekete geçti. O yıllarda bir efsane haline gelen örgütün merkezi Alamut Kalesi’nde, örgüte canları pahasına hizmet verecek adaylar yetiştirilirdi. Bu adaylara haşhaş verilerek uyuşturuluyorlar ve uyandıklarında kendilerini egzotik bitki ve çiçeklerle dolu cennet gibi bir bahçede buluyorlardı. Bu suni cennette müzik ve raks eşliğinde , her arzularını yerine getiren birbirinden güzel ve şehvetli kızlarla geçen güzel günlerin ardından adaylar, bir gün uyandıklarında kendilerini tekrar eski tekdüze yaşamlarında buluyorlardı. Eğer liderleri için ölümü göze alıp, her denileni yaparlarsa; ölseler bile tekrar bu cennete gidecekleri vaadediliyordu. Geri dönen ise çok nadiren oluyordu. Bu hileli beyin yıkama yöntemi günümüzde halen gizli örgütler tarafından intihar komandoları yetiştirmekte
kullanılmaktadır.

Asasinler ya da Haşhaşilerin, inisiyelere uyguladıkları törenler ve verdikleri derecelerle Masonlar ve onların atalan Tapınakçılara esin kaynağı oldukları söylenebilir. Turgut Gürsan’ın ‘Dünya Tarihinin Perde Arkası’ isimli kitabında belirttiği gibi, inisiyeler dokuz dereceden oluşan bir aydınlanma sürecinden geçer ve 9 . dereceye ulaşanlar Tanrı katına ulaşmış olurlardı.

1. ve 2. derecelerde adaya şu ana kadar bildiklerinin gerçeği yansıtmadığı ve ‘ İmam’ın dediklerine inanması gerektiği anlatılırdı. Adem, Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed’in dünyaya gelen 6 İmam olarak görülürdü. 7 İmam ise son peygamber olan iman ettikleri kendi İmamlarıydı. 3. derecede bu ilk 6 İmamın öğretilerine artık inanılmaması gerektiğiydi. 4. derece özellikle ilginçtir; çünkü bu derecede o ana kadar Müslüman olan Hz. Muhammed’in son peygamber olmadığı ve Kuran’ın son kitap olmadığı öğretilirdi. 5. derecede İslamın tüm kural ve şartları ortadan kaldırılırdı. 6. derecede, namaz, oruç gibi emirlerin anlamlarının başka manalar içerdiği, Müslümanlar tarafından uygulanan bu ibadet şekillerinin, cahil insanların yönetilebilmesi için konulduğu anlatılırdı . 7 derecede tek Tanrı kavramı kaldırılır ve İyi Tanrı, Kötü Tanrı kavramları öğretilirdi. 8., derecede bu kavram daha da geliştirilerek aday, İyi Alem ve Kötü Alem konularında yoğunlaşırdı.

Tüm dinlerin sahtekarlık olduğuna inanan aday, herşeyin temelinin akıl olduğunu, mükemmelliğe ulaşmanın İmam’a hizmet
etmekle mümkün olacağına inandırılırdı . 9. derecede aday, Tanrı katma ulaşmıştır. Büyük Giz’i öğrenmeye hazır olan adaya; evrenin bir bütün olduğu, insanın da bu evrenin bir parçası olduğu, evreni yaratan Tanrı olduğuna göre, evrenin ve dolayısıyla insanın Tanrı’nın bir parçası olarak Tanrı olduğu öğretilirdi. Tanrı evreni istediği gibi bölüp parçalayıp bir düzen sağladığına göre , aklını kullanabildiği için diğer insanlardan farklı olan aday da insanları düzene sokabilmek için aynı şekilde davranabilirdi.

Hasan Sabbah’m öğretilerinden biri de insanın dinin kural ve yasaklara bağlı kalmadan serbetçe yaşamasıydı. Ona göre insanlar, yeryüzüne nimetlerden sakınsın diye gelmemiş, dünya nimetlerinden yararlanabilmek için cinsel hayatı olabildiğince serbest bırakarak ( ensest ve homoseksüel ilişkiler de dahil olmak üzere), her türlü zevki tatmalıdırlar (Sabataycıların da etkilendiği Mazdek öğretisi, M.S. 5. yüzyıl sonlarında, İran’ da Zerdüşt alnından etkilenen ve Esseniler gibi ortak yaşam ve her şeyi paylaşımım esas alan topluluk) .

Hasan Sabbah’ın kurduğu, karşı fikirde olanları öldürmeye ve tamamen yok etmeye dayalı, bu vahşi düzen kendisinin de sonunu getirdi. Sabbah, kendi oğlu Muhammed tarafından öldürüldü. Muhammed, öldürmeyi planladığı kendi oğlu tarafından zehirlenerek öldürüldü . İran’ın Moğollar tarafından 1 250 yılında işgal edilmesiyle, örgütün son kalesi de yok edildi ve bu işgal örgütün sonu oldu. Günümüzde hala Sabbah’ın öğretilerini taşıyan küçük suikast çeteleri bulunuyor.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bsr recyclinghöfe