Eudoxus Kimdir?


Platon‘nun öğrencisi olan Eudoxus M.Ö. 4. yüzyılda Knidos’da doğmuştur. Matematik ve astronomiye çok önemli katkılan olmuştur. Eudoxus ölçüme dayanan astronomi ile spekülatif kozmolojiyi birleştirerek evrenin düzenini belirlemede gözlemin gerekli olduğunu öre süren ilk teorisyendi.

Kürenin üzerindeki daire ve doğrularının geometrisini inceledi ve buradan harekete “eş merkezi küreler” teorisini ortaya koymuştur. Geliştirmiş olduğu bu teori ile bilimsel astronominin öncülüğünü yapmıştır. Eş merkezli küreler teorisi dönemin astronomisire farklı bir boyut getirmiştir. Bu teorinin amacı; gök cisimlerinin karmaşık peryodik hareketlerine açıklık getirmektir. Yıldızlann görünür hareketleri düzenlidir, fakat gezegenler için aynı durum söz konusu değildir. Gezegenlerin görünür hareketlerindeki değişimler yörüngelerinin elips biçiminde olmasından kaynaklanmaktadır.

Fakat Yunanlılar gezegenlerin dairesel yörüngelerde dolandıklarına inanmışlardır. Bu yüzden Eudoxus gezegenlerin görünür hareketlerindeki değişimleri küreler yardımıyla açıklamaya çalışmıştır. Eudoxus’a göre evren ortak bir merkez üzerinde iç içe geçmiş farklı eğimlerde dönme eksenleri olan kürelerden oluşuyordu. En içte hareketsiz duran kürede Dünya ve içten dışa doğru Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter, Satüm’e ait küreler dizilmektedir.

En dışta bir tam turunu bir günde tamamlayan yıldızları içeren küre vardı. Küreler ortak merkezli olmalarının dışında aynı dönüş hızlarına sahipti. Ancak her birinin çapı ve dönme ekseni farklıydı. Her hangi bir kürenin ekseni, başka bir eksen doğrultusunda dönen ikinci bir küreye bağlı olduğundan çizilen yörünge bir daire değil, iki kürenin hareketlerinin bileşkesi şeklindeydi. Bu da gezegenlerin görünür hareketlerini açıklayabiliyordu.

Eudoxus teorisinde toplam 27 küre kullanmıştır. Bilinen 5 gezegenin herbirine dörder küre Güneş ve Ay’a üçer küre ve yıldızlarada bir küre vermiştir. Gezegenlere vermiş olduğu dört küreden biri günlük hareketi, diğeri periyodik hareketi, diğer ikisi de duraklama ve geri gitme hareketini açıklıyordu. Son iki küre birbirinin ters yönünde hareket etmekte ve retrograt hareketi 8’e benzer bir yörünge ile açıklamaktaydı.

Ancak model genede kusursuz değildi; farklı hız ve eğim ile dönen bütün bu küreler yetersiz kalmıştır. Böylece, Aristoteles modele bir dizi ters hareket eden küreler ilave ederek küre sayısını 56’ya çıkarmıştır. Sonuçta Eudoxus’un teorisindeki küreler fiziksel değil matematikseldi.

Bu şekilde kürelerin görünmemelerinin sebebini açıklamış olur. Sistemin karmaşık ve uygulamada başarısız olmasına rağmen gökcisimlerinin hareketlerini matematiksel bir modelle açıklayan ilk kuramsal girişimdi ve “görünüşü kurtarmayı” başarmıştı. Eudoxus’un eş merkezli küreler sistemi; Venüs’ün parlaklığındaki değişimleri, Merkür, Venüs ve Güneş’in birbirlerine hep yakın olmalarını ve mevsimlerdeki gün sayısının eşit olmaması gibi konulara açıklık getiremediğinden süreklilik kazanamamıştır. Kendisinden sonra gelen doğa filozoflarının matematik ve astronomi çalışmalarım etkilemiştir. Eş merkezli küreler Ortaçağ Avrupa’sında kristal küreler olarak ifade edilmiştir.

Bugün matematikte kullandığımız ve adına Archimedes aksiyomu dediğimiz aksiyomu yine Eudoxus’a borçluyuz. Bu da onun ünlü orantılı doğrular kuramıdır. İki doğru parçası veya iki sayı verildiğinde, en küçüğünün her zaman en büyüğünü kapsayan bir tam katı vardır. Bu aksiyom, matematik tarihinde uzun yıllar matematik çağlarının konusu olmuştur.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir