Kimdir

Eflatun (Platon) kimdir?

M.Ö. 427-347 yıllan arasında yaşamış olan Platon’nun Atina’da doğduğu düşünülmektedir. Hocası Sokrates’in ölümünden sonra Atina’yı terk etmiş ve yıllarca dönmemiştir. M.Ö. 388 yılında Atina’ya geri dönmüş ve şehrin batısında “Akademi” diye isimlendirdiği ünlü okulunu kurmuştur.

Bu okul varlığını 900 yıl kadar sürdürmüştür. Akademi, değişmeyen yasalara sahip olduğu düşünülen matematik ve geometri üzerine yoğunlaşmıştı. Okulun kapısında “matematik bilmeyen içeri giremez” uyarısı bulunmaktaydı. Platon’un doğa felsefesinin temelinde mistisizm ve matematik vardı. Astronomiyi matematiğin bir uzantısı olarak görmüştür. Gözlem ve deneyin yanıltıcı olduğunu akıl yoluyla varılan sonuçların daha üstün olduğunu inanmaktaydı. Evrendeki gök cisimlerinin hareketlerinin gözlem ile değil ancak akılla kavranabileceğini ifade etmiştir.

Platon’un evren ile ilgili görüşleri konusunda Philolaus ve Pythagoras‘çılardan etkilendiği düşünülmektedir. Küre şeklindeki Dünya’nın evrenin merkezinde sabit olduğunu ve sırasıyla Ay, Güneş, Venüs, Merkür, Mars, Jüpiter, Satürn ve yıldızlar küresinin Dünya’nın etrafında farklı uzaklıklarda ve hızlarda dairesel yörüngelerde dolandıklarını ifade etmiştir.

Platon, göksel hareketlerin mükkemmelliyeti aksettirmesinden dolayı dairesel hareketi seçmiş ve gök cisimlerin üniforrn bir şekilde hareket etmesi gerektiğini düşünmüştür. Bu hareketin kusursuz olmasından dolayı gök cisimlerin özellikle de gezegenlerin hareketlerinde hızlanma veya yavaşlama söz konusu olamazdı. Fakat gök cisimlerinin hareketleri her ne kadar dairesel gibi gözükse de. yapılan uzun süreli gözlemler sonucunca gezegenlerin retrograt hareketi yaptıkları görülür. Bu yüzden Platon astronomlardan daireler ve küreler kullanarak “görünüşü kurtarmalarını” istemiştir. Gezegenlerin duraklaması ve belli bir süre geriye gitmesi olayı Platon’dan sonra 2000 yıl boyunca astronominin temel sorunu olarak kalmıştır.

Eflatun (Platon) evreni; “idealar dünyası” ve “olgular dünyası” diye ikiye ayırmıştır. İdealar dünyası soyut fikirlerin olduğu ve gerçekliğin yansıtıldığı dünyaydı. Olgular dünyası ise, idealar dünyasının kopyasıdır ve buradaki herşeyin kusurlu ve geçici olduğunu ifade etmiştir.

Duyularımıza gerçek gibi gören olguların aslında birer illüzyon olduğunu düşünmüştür. Asıl gerçeği hiçbir zaman gözleyemeyeceğimizi, onu ancak zihnimizde tasarlayabileceğimizi belirtmiştir. Ona göre bilimin asıl hedefi ideaları araştırmak ve anlamaktı. Platon’un mistik evren görüşünde, gözlem dünyasını gerçek dünyanın, idealar dünyasının kopyası olarak görmesi ve duyulara olan güvensizliği doğa bilimlerini çıkmaza sokmuştur. Zaten, Yunan bilimi deney ve gözlemden daha ziyade
felsefi spekülasyonlara ağırlık vermiştir. Platon’nun ortaya koymuş olduğu idealar teoriside felsefi spekülasyonları pekiştirici bir rol oynamıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir