Deccal Kimdir? Özellikleri Nelerdir?


deccal

Deccal, دجَلَ de-ce-le kelimesinden türemektedir.Mübalağa İsmi Fail olup,mübalağa (abartarak) ile yalan söylemek, bir şeyi bir şeye karıştırmak (insanları birbirine düşürmek,hak yoldan ayırmak,hakkı batıla çevirmek), gizlemek ve örtmek manalarına gelir.Deccal hak yolu örttüğü,çok yalan söylediği yapacağı tüm fiileri en kötü şekilde insanlığa en büyük zararı vererek yapacaktır ki;bundan dolayı mübalağa ismi  sığasında gelmiştir.

Kıyamet alametlerinin en büyüklerinden birisi de ”Deccal” aleyhil – la’ne ‘nin zuhur etmesidir.(ALLAH-Ü TEALA’NIN GAZABI ONUN ÜZERİNE OLSUN) AMİN.

Deccal‘e aynı zamanda Mesih‘de denilmektedir.Bu deccal‘in bir diğer ismidir.Mesih kelimesinin 50 anlamı bulunmaktadır.Lakin bunların içinde ”doğru söyleyen” ve ”saptıran yalanı” gibi birbirinin zıt anlamları bulunmaktadır.

Bina’en Aleyh Allah-ü Teala iki tane ”mesih” yaratmıştır.Bunlardan bir tanesi ”İsa Aleyhisselam” insanlara hakkı söyleyen ve insanlara hak yolu gösterendir, bir diğeri ise ‘‘Deccal’‘ insanlara yalan söyleyen ve insanlara hak yolu göstermeyendir.

Deccal Yeryüzünde Ne Yapacaktır ?

Deccal rab olduğunu ilan edecek,Allah’ın izni ve imtihanı gereği insanlara batıl olan her şeyi süsleyip hak gösterecek,hak olanları ise batıl gösterecek, insanları dinlerinde fitneye sokacaktır.

Bazı insanlar deccal‘in fitnesine kanıp imanından olacak ve Allah-ü Teala onları bu iman üzerine sabit kılacak.
Bazı insanlar ise deccal‘in fitnesine,yalanlarına inanmayıp Allah’a iman edecek ve kurtuluşa erecektir.

Daha sonra Allah-ü Teala İsa Aleyhisselam’ı indirecek ve deccal‘in kendisini ve fitnesini ortadan kaldırcaktır.

Deccal’in Biyografisi

1) Deccal, Yahudi’dir!

2) Deccal, Kâfirdir!

3) Deccal, Kısırdır!

4) Deccal, İnsanı Öldürüp Diriltir!

5) Deccal, Çok Kuvvetlidir!

6) Deccal, Cüsse Bakımından İnsanların En Büyüğüdür!

7) Deccal, Çok Hızlıdır!

8) Deccal, Kalın Boyunludur!

9) Deccal’in Alnı Açıktır!

10) Deccal, Kırmızı Yüzlüdür!

11) Deccal, İri Yarı Biridir!

12) Deccal, Kısa Boyludur!

13) Deccal’in Bacaklarının Arası Açıktır!

14) Deccal, Sevimsizdir!

15) Deccal, Gençtir:!

16) Deccal, Çukur ve Tümsek Olmayan Bir Halde Silme Düzdür!

17) Deccal’in Saçı Oldukça Kıvırcıktır!

18) Deccal’in İki Gözü Arasında Kâfir Yazılıdır!

19) Deccal’in Gözü Cam Gibi Yeşildir!

20) Deccal’in Sağ Gözü Kör veya Şaşıdır!

21) Deccal’in Sol Gözü Sönük veya İçi Çıkartılmış Üzüm Tanesi Gibidir!

22) Deccal’in Ayakları Dengesiz ve Çarpıktır!

23) Deccal’in Yanında Akar İki Nehir Vardır!

24) Deccal, Gökyüzüne Emrettiğinde Yağmur Yağar!

25) Deccal, Toprağa Emrettiğinde Sebze ve Meyve Çıkar!

26) Deccal, Toprağa Emrettiğinde Hazinelerini Çıkartır!

27) Deccal, Hayvanların Memelerindeki Sütünü Artırır!

28) Deccal, Sebzelerin ve Meyvelerin Bereketini Artırır!

29) Deccal’in Yanında Ekmekten ve Etten Dağlar Vardır!

Deccal Hakkında Hadis-i Şerifler

1-“Rasulullah, deccaldan bahseder. Sorarlar: Ya Rasulallah, yeryüzünde ne kadar kalacak? Der: Kırk gün. Bir günü bir sene gibidir. Bir günü bir ay gibidir. Bir günü bir hafta gibidir. Diğer günleri sizin günleriniz gibidir.
Derler: “Ya Rasulallah. bir sene gibi olan günde bir günlük namaz yeterli midir? Rasulullah cevap verir: Hayır, takdir edersiniz.

(Tirmizi, Fiten,59)

2-“Hz. Âdem’in yaratılışından kıyamet kopuncaya kadar deccaldan daha büyük bir fitne yoktur.” (Müslim, Fiten, 126)

3-“Onun bir suyu ve ateşi olacak. İnsanların su olarak gördükleri yakıcı bir ateştir. Ateş olarak gördükleri ise, soğuk tatlı bir sudur. Sizden her kim ona yetişirse, ateş olarak gördüğüne talib olsun. Çünkü o, temiz- tatlı bir sudur.” (Müslim, Fiten, 107)

4-“Onun çocuğu olmayacak, Mekke ve Medine’ye giremeyecek.” (Müslim, Fiten, 91)

5-“Alnının ortasında K-F-R “kâfir” yazılıdır. Her ehl-i iman onu okur.” (Müslim, Fiten, 103)

6-“Sizi ondan sakındırırım. Hiçbir peygamber yoktur ki, kavmini ondan sakındırmış olmasın. Ben size, hiçbir peygamberin onun hakkında demediği bir şeyi söylüyorum: Onun bir gözü kördür.” (Müslim, Fiten, 95)

7-“Kim deccalı duysa ondan yüz çevirsin. Vallahi, kişi onu mü’min zannederek ona tabi olur. Sevk ettiği şüpheli şeylerin ardına düşer.” (Ebu Davud, Melahim, Hadis No: 4319)

8-Hz. Peygamberinin bu konuda talimatı şudur: “Onu gördüğünüzde, buz üzerinde sürünerek de olsa, gidip ona biat edin. Çünkü o, Allah’ın halifesi olan Mehdidir.” (İbnu Mace, Fiten, Hadis No:4084)

9-Deccala karşı Mehdi mücadele edecektir. Mehdi Al-i Beyt’ten olacak, Allah onu bir gecede ıslah edecektir. (İbnu Mace, Fiten, Hadis No:4085)

10-Zamanında ümmet bolluk içinde yaşayacaktır. (İbnu Mace, Fiten, Hadis No:4083)

11-Ebû Hüreyre R.A anlatıyor: “Rasûlüllah S.A.V buyurdular ki:

“Rumlar, A’mak ve Dabık nam mahallere inmedikce kıyamet kopmaz. Onlara karşı Medine’den bir ordu çıkar. Bunlar o gün arz ehlinin en hayırlılarıdır. Bu ordunun askerleri savaşmak uzere saf saf düzen alınca, Rumlar:

“Bizden esir edilenlerle aramızdan çekilin de, onları öldürelim!” derler.

Müslümanlar da:

“Hayır! Vallàhi sizinle, kardeşlerimizin arasından çekilmeyiz.” derler.

Bunun üzerine (müslümanlar) onlarla harb eder. Bunlardan üçtebiri inhizama ugrar. Allah ebediyen bunların tevbesini kabul etmez. Üçtebiri katledilir, bunlar Allah indinde şehidlerin en faziletlileridir. Üçtebiri de muzaffer olur, bunlar ebediyen fitneye düşmezler. Bunlar Istanbul’u da fethederler.

(Fetihten sonra) bunlar, kılıçlarını zeytin ağacına asmış ganimet taksim ederken, şeytan aralarında şöyle bir nida atar:

“Mesih Deccal, ailelerinizde sizin yerinizi aldı!”

Bunun üzerine, çıkarlar. Ancak bu haber bâtıldır. Şam’a geldiklerinde (Deccal) çıkar. Bunlar savaş için hazırlık yapıp safları tanzim ederken, namaz için ikàmet okunur. Derken İsâ ibn-i Meryem iner ve onlara gitmek ister. Allah’ın düşmanı, Hazret-i İsâ’yi görünce, tıpkı tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eğer bırakacak olsa, (kendi kendine) helâk oluncaya kadar eriyecekti. Ancak Allah onu İsâ AS eliyle öldürür; öyle ki onlara, harbesindeki kanını gösterir.” Müslim, Fiten 34, (2897).

12-Ebû Hüreyre R.A anlatıyor: “Rasûlüllah S.A.V (bir gün):

“Bir tarafı karada, bir tarafı da denizde olan bir şehir isittiniz mi?” diye sordular.

Oradakiler “Evet!” deyince, şöyle buyurdular:

“İshakoğullarından yetmişbin kişi bu şehre sefer tertiplemedikçe kıyamet kopmaz. Askerler şehre gelince konaklarlar. Ancak silahla savaşmazlar, tek bir ok dahi atmazlar. “Lâ ilâhe illallàhu vallàhu ekber!” derler. Bunun uzerine şehrin deniz tarafı düşer. Sonra askerler ikinci kere, “Lâ ilâhe illallàhu vallàhu ekber!” derler, şehrin diğer tarafı da düşer. Sonra tekrar “Lâ ilâhe illallàhu vallàhu ekber!” derler. Bu sefer onlara kapılar açılır. Oradan şehre girerler ve şehrin ganimetini toplarlar. Ganimetleri aralarında taksim ederlerken, yanlarına bir münâdi gelip, “Deccal çıktı!” diye bağırır. Askerler her şeyi bırakıp geri dönerler.”   Müslim, Fiten 78, (2920).

13-Ebû Hüreyre R.A anlatıyor: “Rasûlüllah S.A.V buyurdular ki:

“Medine’ye geçit veren dağ gediklerinde (birbiriyle kenetlenmis) melekler var. (Her gedikte (kınından çekilmiş) kılıçlarıyla bekleyen iki meleğin korumaları sebebiyle Medine’ye ne veba ve ne de Deccal giremez.”

Buhari, Fezailu’l-Medine 9, Tibb 30, Fiten 27; Müslim, Hacc 485, 486, (1379, 1380); Muvatta, Cami’ 16, (2, 892); Tirmizi, Fiten 51, (2244).

Müslim’in rivayetinde şu ziyade var: “Rasûlüllah SAS buyurdular ki:

“Mesih Deccal, doğu tarafından gelir. Kasdı Medine’dir. Uhud’un arka tarafına iner. Derken (Medine’yi bekleyen) melekler, onun yüzünü Şam tarafina çevirirler ve orada helâk olur.”

14-Hz. Enes RA anlatıyor: “Rasûlüllah S.A.V buyurdular ki:

“Mekke ve Medine hariç Deccal’in çignemeyeceği memleket yoktur. Mekke ve Medine’ye geçit veren yolların herbirinde saf tutmuş melekler vardır, buraları korurlar. (Deccal) es-Sebbiha nam mevkie iner. Sonra Medine ahalisini üc sarsıntı ile sarsar. Bunun üzerine (şehirde bulunan) bütün kâfir ve münafıklar (şehri terkederek Deccal’e) gelirler.”

Buhàrî, Fezailu’l-Medine 9; Müslim, Fiten 123, (2943)

15-“Deccal’in tek gözü kördür. Onun yanında cennet ve ateş benzetmesi vardır. Onun cennet dediği ateşin ta kendisidir…”

Müslim 2934/104

16-Deccal çıktığında kendisiyle beraber cennet ve ateş vardır. İnsanların ateş olarak gördükleri soğuk bir sudur. İnsanların su olarak gördükleri ise yakıcı bir ateştir. Sizden kim ona yetişirse ateş olarak gördüğüne gitsin, çünkü o soğuk ve tatlı bir sudur.”

BUHARİ 3264

17-Kim, Deccal’i duyarsa ondan uzak dursun! Allah’a yemin olsun ki, bir adam ona kendisinin mü’min olduğunu sanarak gider, onun attığı şüphelerden ona tabi olur!”

Ebu Davud 4319

18−Ya Rasulallah! Deccal’in yeryüzündeki hızı ne kadardır? diye sorduk.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Rüzgârın yönlendirdiği yağmur gibidir. Deccal bir kavme gelir, onları davet eder. Onlar da davetine icabet edip ona iman ederler. Bunun üzerine Deccal semaya emreder onlara yağmur yağdırır, yere emreder onlara nebatat bitirir. O kavmin otlağa çıkmış hayvanları akşam olunca zirveleri en yüksek, böğürleri daha geniş ve memeleri sütten dopdolu olarak dönerler.

Sonra Deccal başka bir kavme gelir, onları davet eder. Onlar Deccal’i reddedip iman etmezler. Deccal onları bırakıp gider. O kavim kuraklığa ve kıtlığa uğramış olarak sabahlar, malları ellerinden gider. Deccal bir harabeye uğrar ve ‘hazinelerini çıkar’ der. Bunun üzerine o harabenin hazineleri, arıların arıbeyinin arkasından takip etmesi gibi onu takip ederler.

Sonra Deccal, gençlik dolu bir adamı çağırır, ona kılıçla vurup iki parçaya ayırır. Her bir parçayı ok atımı mesafesinde uzaklaştırır. Sonra onu çağırır, o genç güler halde yüzü parlayarak gelir. Deccal bu şekilde iken Allah azze ve celle Meryem oğlu İsa’yı gönderir. İsa aleyhisselam, Dimeşk’in doğusunda “Beyaz Minare” denilen mevkide herd ile boyanmış iki parça elbise içinde ellerini iki meleğin kanatlarına koymuş bir halde iner. Başını öne eğse su damlatır, yukarı kaldırsa inci tanesi gibi su bulunur. İsa’nın nefesinin rüzgârını hisseden hiçbir kâfir yaşayamaz! Onun nefesinin rüzgârı göz alabildiğincedir. İsa aleyhisselam, Deccal’i arar, nihayet ona Lüdd kapısında yetişir ve onu öldürür.

Sonra Meryem oğlu İsa aleyhisselam’a Allah’ın Deccal’den koruduğu bir kavim gelir. İsa aleyhisselam, onların yüzünü sıvazlar ve cennetteki derecelerini onlara söyler. Onlar bu durumda iken Allah azze ve celle, İsa aleyhisselam’a:

−‘Bana ait bir takım kullar çıkardım ki onlarla savaşmaya kimsenin kudreti yoktur! Sen kullarımı Tur dağında muhafaza et’ diye vahyeder. Bunun üzerine Allah-u Teâlâ, Ye’cuc ve Me’cuc kavmini gönderir. Onlar her tepeden süratle inerler. Onların ilkleri Taberiye gölüne uğrar ve içmeye başlarlar. Onların sonları göle uğradıklarında:

−Andolsun ki bir zamanlar burada su vardı, derler. Allah’ın Nebisi İsa aleyhisselam ve ashabı, Tur dağında mahsur kalırlar. O zaman onlardan birinin yiyecek olarak bir sığır başı olması, sizden birinin şu anda yüz dinarı olmasından iyidir. Sonra Allah’ın Nebisi İsa aleyhisselam ve ashabı, Allah’a dua ederler. Bunun üzerine Allah azze ve celle Ye’cuc ve Me’cuc kavminin boyunlarına negaf denilen kurtlardan gönderir. Hepsi de tek bir kişinin ölmesi gibi ölü olarak sabahlarlar.

Sonra İsa aleyhisselam ve ashabı yeryüzüne inerler. Yeryüzünde onların cesetlerinden ve pis kokularından dolmamış bir karış dahi yer bulamazlar. Sonra İsa aleyhisselam ve ashabı yine Allah’a dua ederler. Allah azze ve celle develerin boyunlarına benzeyen kuşlar gönderir. Kuşlar onların cesetlerini Allah’ın dilediği bir yere taşırlar. Sonra Allah azze ve celle bir yağmur gönderir, balçıktan ve kıldan yapılan hiçbir ev kalmaz, hepsi dümdüz olur. O yağmur yeryüzünü yıkar, hatta ayna gibi yapar.

Sonra yeryüzüne:

−‘Meyvelerini, nebatatını bitir bereketlerini getir’ denilir. O vakit, bir topluluk, cemaat tek bir nar meyvesinden yerler ve onun kabuğunda gölgelenirler. Sütler de bereketlenir. Sağmal bir devenin sütünden büyük bir kalabalık içerler, sağmal bir ineğin sütünden bir kabile içer, sağmal bir koyunun sütünden bir oymak içer. Onlar bu şekilde iken Allah-u Teâlâ tatlı bir rüzgâr gönderir. Bu rüzgâr onların koltuk altlarından girer, her mü’min ve Müslümanın ruhunu kabzeder ve insanların en şerlileri kalır. Onlar eşeklerin ilişkiye girmesi gibi insanların gözü önünde ilişkiye girerler.”

Müslim 2937/110, Tirmizi 2341


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bsr recyclinghöfe