Kimdir

Bernard Shaw kimdir?

İrlanda yazar George Bernanrd Shaw, 26 Temmuz 1856 da Dublin’de doğdu, 2 Kasım 1950 de Ayot St. Lawrence’de öldü. Babası George Carr Shaww, adliye memuruydu, sonradan zahire ticareti yapmaya başladı. Annesi Lucinda Elizabeth Gurly, zengin bir toprak sahibinin kızıydı; müziğe çok meraklıydı, güzel bir sesi vardı. Ailenin bütçesini denkleştirmek için bir müzik hocasıyla beraber o da ders verdi.

Bernard Shaw
Bernard Shaw

Bernard Shaw, okuldayken iyi esaslı bir müzik kültürü edindi. Ayrıca Dublin müzesinde resim üzerinde de incelemeler yaptı. Yine on beş yaşındayken bir iş adamının yanına memur olarak girdi. Fakat yapmakta olduğu iş hoşuna gitmediği için, İrlanda’dan Londra’ya gitti. Annesi, iki kızını da yanına alıp, Bernard’dan dört yıl önce bu şehre gelmişti.

Bernard Shaw’ın Londra’daki ilk dokuz yılı yoksulluk içinde geçti. Yine memur olarak geçimini sağlamak istedi ama, sonunda asıl seçeceği işe hazırlık olmak üzere, bilgisini artırmaya karar verdi. 1879-1883 arasında beş roman yazdı, fakat yayınlatmadı. Sonradan bu eserleri sosyalist dergilerde yayınladı. 1882 de Shaw iktisat okumaya başladı, Karl Marx’ın “Kapital” adlı eserini okuyunca da sosyalist oldu.

1885 yılında Shaw birkaç dergide birden sanat ve edebiyat eleştirmecisi olarak çalışmaya koyulunca, durumu da düzelmeye başladı. Devrinin bütün sanat hareketleriyle yakından ilgileniyordu.1892’de Non olet adlı piyesini vererek tiyatro yazarı sıfatıyla da faaliyet başlamış oldu.

Dünya çapında bir ün kazanışı da 1894’te Kahraman ve Asker adlı piyesinin Amerika’da oynanışından sonra olmuştur. Ondan sonra da şöhretin basamaklarının tırmanmaya başlayan Shaw, 1898 de hastalandığı ve zihnen yorulduğu için politik faaliyetlerini yavaşlattı. Yine 1898 de, kendisini bir İrlandalı olan Charlotte Payne Townshend’le evlendi. Karı koca olgun insanlardı, çocukları olmadı. Fakat evlendikten sonra Shaw artık avare bir hayat sürmekten kurtuldu. Daha sakin zengin olduğu için de daha rahat bir hayat sürmeye başladı. Siyasal ve sosyal olaylara ilgi duymaktan geri kalmamakla beraber, kendini tamamen sanata verdi. Nitekim 1900 – 1950 arasında ortaya çıkan her meseleyle ilgilendi, düşüncelerini sözle ve yazı ile açıklamaktan geri durmadı.

Tiyatro, edebiyat, sanat, ilim, hatta spor aleminin en ünlü kişileriyle tanıştı. Boksör Georges Carpentier’den tutun da Oscar Wilde, Rudyard Kipling ve heykelci Rodin de dahil, Einstein’e kadar, bir sürü dostu vardı. Çoğu zaman akdeniz kıyılarında olmak üzere, Avrupa’ya sık sık seyahatler yaptı. 1905 te Paris’e gelerek Rodin’in yapacağı büstü için poz verdi. İki savaş arasında Güney Afrika’yı, Yeni Zelanda’yı, Sovyetler Birliği’ni ziyaret etti ve bu memlekette Stalin tarafından karşılandı.

1932-1933 te bir dünya seyahati yaparak bilhassa Amerika’yı, Japonya’yı dolaştı. 1925’te Nobel Edebiyat ödüğünü kazanmış olan Bernard Shaw, ömrünün sonlarında bütün İngilizler tarafından milli bir sembol olarak selamlandı. Oysa 20. yüzyılın başında sözleri de, yazıları da ingilizlerin hiç hoşuna gitmemişti. Savaş, karısının ve eski dostlarının ölümleri, hayatının son yıllarını kederli bir hale soktu. Fakat o yine de çalışmaya, her yeni şeye karşı ilgi duymaya devam etti. Düşüp oyluk kemiğini kırdı, fakat bir türlü iyileşemedi, sonunda da doksan dört yaşında olduğu halde, Ayot St. Lawrecedeki evinde hayata gözlerini yumdu.

Sanatı ve edebi kişiliği

Bernard Shaw, çok sayıda eser bırakmıştır. Bunlar arasında elli yedi tane tiyatro piyesi; birçok denemeler, makaleler, iktisat ve çağdaş politika hakkında bir kitap, müzik ve tiyatro eleştirmeleri vardır. Piyeslerinin hepsi komedidir. Bazılarının ciddi, hatta trajik tarafları olmakla berber, bunlara komik unsurlara rastlanır. İlk on piyesinde yazar, bazı karakterleri tasvir etmiş, toplumun ikiyüzlü, gülünç, iğrenç taraflarını açığa vurmuştur.

Yazar, komedilerinde de gençlik çağında yazdığı romanlarda da uzun söylevler halinde rastlanan, fikirleri savunmuştur. Kapitalizmin, fuhşun, gelenekçi burjuvalığın, romanlarındaki cinsten aşkın, ailenin, öğretimin aksak taraflarına daima yüklenmekten geri durmamıştır. Bu arada kahramanlığa, militarizme de çatmış, 1894’te yazdığı “Candida” adlı eserinde sevgi ile evlilikten bahsetmiştir. Kaba sofulara, softalara çatmak için 1896’da “Şeytanın çömezi” adlı eserini yazmıştır.

Bernard Shaw piyes yazarı sıfatıyla en olgun çağında 1901 ile 1912 arasında erişmiştir. O zamanlar, piyeslerinden bazılarında, akla dayanan samimi bir çalışma ile toplumu ıslah etmek çarelerini de ileri sürmüştür. Piyeslerindeki kahramanları, peşin fikirlerinden sıyrılarak hep yazarın düşüncelerini anlatmaya çalışmışlardır.

Bu arada 1908-1912 arasında yazdığı üç kitapta Shaw yine evliliğe, evlilikte sadakatsizliğe, ana-baba ile çocuklar arasındaki münasebetlere el attı. Softaların ikiyüzlülüğüne yeniden çatan ve hristiyanlığın başlangıçta en temiz bir dinin olduğunu eserler de yayınladı. 1912 de yazdığı, sonradan filmi de çevrilen “Pygmalion” adlı piyesi, bir insanı değiştirmek için lisanın ve çevreni en büyük bir rol oynadığını belirtmektedir.

1914-1918 savaşı sırasında Shaw günlük olaylardan ilhamlanarak küçük piyesler yazdı. En büyük eserleri olan üç kitabı altmış ile altmış yedinci yaşı arasında verdi.

Başlıca eserleri:

  • Amerika’da Bir Konferans, (R. Nuri, 1934);
  • Göklerde Futbol (Halikarnas Balıkçısı, 1939);
  • Candida (O. T. Günden, 1942);
  • Androeles ile Aslan (S. Adıyaman, R. Dönmez, 1945);
  • Blancot Posnet’ in Sırrı (R. Âdil, 1945);
  • Caesar’la Kleopatra (N. Sevin, 1945);
  • Ermiş Jeanne (S. Korkut, 1945);
  • Milyoner Kadın (G. Givda, 1947);
  • İnsan – Üstüninsan (C. Ş. Karağaçlıgil, 1949)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir