Tarih

Babil’in asma bahçeleri

Babil şehrin tunçtan yapılmış 100 büyük kapısı vardı. Babil Kulesi ile Semiramis’in Asma Bahçeleri bu şehirdeydi. Dünyanın en ihtişamlı en eski şehirlerinden biri Babil idi. Bugünkü Bağdat’ın 93 km. güneyinde, Fırat nehrinin iki kıyısına kurulmuştu. Önce Babillilerin, sonra Asurluların başkenti oldu.

Tapınaklar, saraylar, heykeller ve harikulade güzel bahçelerle süslü şehrin çevresi 40 km den fazla idi. Etrafını iki kalın sur ve su dolu bir hendek çeviriyordu. Şehrin 100 büyük kapısı vardı ve kapıların kanadı tunçtandı En büyük sekiz kapıya, pek çok olan tanrılardan sekizinin adını vermişlerdi.

Tanrı Tammuz ve Temmuz ayı

Babil tanrılarının en önemlileri iştar, Marduk ve Tammuz idi. İştar bir tanrıça, yani dişi idi. İnançlarına göre çocukların, kuzuların doğup büyümeleri onun sayesinde oldurdu. Buğdayları olgunlaştıran da o idi.

İştar’ın oğlu Tammuz ise bütün bitkileri ve özellikle sebzeleri yetiştirir, bol ürün alınmasını sağlardı. Yazın en sıcak ayına bu tanrının adı verilmişti. Bizim bugün ay adı olarak kullandığımız Temmuz kelimesi, Babillilerin bu bitki tanrısının adında gelir.

Babil’i ilk kuran hükümdarın Nemrut olduğu söylenir. Bu şehir en çok Asur kralı Nabukadnezar zamanında, yani onun hükümdarlık yaptığı M.Ö. 11465 – 1143 yılları arasında gelişmiş en ihtişamlı devrine ulaşmıştır.

Asma bahçeler

Dünyanın 7 harikasından biri de Babil’in Asma Bahçeleri’dir Bu harika, Semiramis’in Asma Bahçeleri olarak da anılır. Fakat Semiramis hakkında anlatılanlar tarihten ziyade efsaneye, masala benzemektedir.

Efsane kahramanı kraliçe Semiramis’in hayatını anlatmadan önce, asma bahçelerin neden harika sayıldığını anlatmak gerekir Çünkü, Semiramis için söylenenler doğru olmayabilir ama Babil’in asma bahçeleri gerçekten vardı. Milattan önceki Babil’i anlatan çivi yazılı tabletler, haritalar ve başka belgeler, Babil’de harika bahçelerin bulunduğunu göstermektedir.

Fırat nehri, bugünkü Bağdat’ın 93 kilometre güneyindekiBabil şehrinin bir tarafından girer, öbür tarafından çıkardı. Babilliler bu nehrin sularını çok iyi değerlendirmiş, şehrin her tarafına su akıtan kanallar yapmış, harika denen asma bahçeler inşa etmişlerdir.

Tabanı dikdörtgen bir piramit olan bahçeler kat kat, basamak basamak yükseliyordu. Taş ve sırlı tuğladan yapılan kemerlerin üzerine yerleştirilen taraçalar, taşıma toprakla doldurulmuştu. Gübrelenmiş, kuvvetlendirilmiş bu topraklarda, her türlü sebze, çiçek, sarmaşık ve ağaçlıklar yetiştirildi. O devirde çok gür akan Fırat’ın suları ustaca yapılmış kanallarla, çeşitli usullerle en yüksek bahçelere kadar çıkarılır, sonra, setten sete çağlayanlar halinde dökülürdü.

Fırat suları böylece, Babil şehrini yemyeşil bitkilerle, rengarek çiçeklerle süslerken, bir yandan da sıcak başkenti serinletir, bitkilerin yetişmesine uygun bir iklim meydana getirirdi. Asma bahçeler, çok geniş ve çok sayıda taraçların dengeli kuruluşu ve bunları süsleyen kabartma heykellerle, aynı zamanda bir mimarlık şaheseriydi.

Şehir, Hammburabi (M.Ö. 1792-1750) ve ve II. Nebukadnezar’a (M.Ö. 604-562) başkentlik yaptı. Asma bahçeleri II.Nebukadnezar tarafından yapıldı. 

Semiramis’i güvercinler büyütmüştü

Babil Kraliçesi Semiramis

Harika bahçeler yaptıran veya bahçelerin en güzel olduğu bir dönemde hüküm süren güzel bir kraliçe için, eskiler, elbette bir efsane de yaratacaklardı. Gerçek yanları da olan bu efsaneye göre Semiramis, Filistin’de, basit bir ölümlü adamla, Asur tanrıçası Derketo’nun gayri meşru çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Doğumundan sonra bir çöle bırakılan Semiramis’i güvercinler beslemiş, korumuş ve ona kuş dilini öğretmiştir.

Çölde güvercinlerin beslediği Semiramis’i bir süre sonra kralın çobanı Simmias bulmuş, yanına almış sonra saraya götürmüştü.

Çok güzel bir kıs olan Semiramis büyüyünce, Asur kralı Ninus’un Suriye valisi olan Omnes ile evlendi. Semiramis kocası Omnbes ile Baktriane seferine katılmıştı. Omnes’in komutasındaki kuvvetler Belh şehrini kuşatınca, Semiramis, parlak zekasıyla, şehrin kolayca zaptedilmesi sağlayacak bir plan yaptı. Bu planı uygulayan Omnes gerçekten şehri kolayca zaptetti.

Yaptığı dahiyane plandan dolayı Semiramis’i kutlayan kral, onun hem zekasına, hem güzelliğine hayran kaldı ve onunla mutlaka evlenmeye karar verdi. Bu maksatla, bir sebep uydurarak vali Omnes’i idam ettirdi. Zeki ve güzel olduğu kadar çok da ihtiraslı olan Semiramis kralla evlendi.

Kurnaz Semiramis, bir fırsatını bulup kocasını, yani krallı öldürttü. Böylece hem birinci kocasının intikamını aldı, hem de tahtın sahibi oldu. M.Ö 1916 yılında tek başına hüküm sürmeye başladı.

Güzel Kraliçe çırılçıplak sokağa fırlayınca

Tahta oturduktan sonra Babil’de büyük bir imar hareketini başlatan Semiramis, önce şehri, üzerinden yanyana iki araba geçecek kadar kalın surlarla kuşattı. Fırat’ın üzerine köprüler, altına geçtiler yaptırdı. Ziguratlar kurdu ve asma bahçelerin ortasına muhteşem bir saray yaptırarak oraya yerleşti.

Semiramis’in büyüleyici güzelliğini belirtmek için anlatılan hikayelerden biri şudur: Semiramis’in hamamnda olduğu bir sırda başkentte isyan çıkar. Büyük gürültünün sebebini merak eden kraliçe önünü bir küçük havlu ile örterek sokağa fırlar. Saçları dağını ve çıplak olan o eşsiz güzeli seyre dalan isyancılar, bir anda kavgayı dövüşü unutup onu seyre dalar, az sonra da yatışır ve isyanı unurlar.

Topraklarının sınırını Hindistan’a kadar uzatan Semiramis, Hindistan’da son savaşında yenildi. Bu yenilgi üzerine, tahtını oğlu Ninyas’a bırakarak intihar ettiği söylenir. Ama, Babillilerin inancına göre o ölmemiş, bir güvercin olarak uçup gitmiş, kuşları arasına katılmıştır.

Babil şehri nasıl zaptedildi

Belgeler, asma behçelerin Semiramis’in ölümünden yüzlerce yıl sonra da var olduğunu gösteriyor. İstilalar yüzünden sönmeye başlayan şehir, özellikle Pers Kralı Keyhüsrev’in Babil’i zaptetmesinden sonra iyice ihmal edildi.

Keyhüsrev’in Babil’in zaptetmesi dahiyane düşünülmüş bir plan sonunda gerçekleşmiştir. Babil’in etrafını iki kalın sur ve su dolu bir henden çeviriyordu. Kale kapılarıo çok sağlam, savunma düzeni mükemmeldi. Keyhüsrev şehri kuşatmış fakat surları aşamamıştı. Bunun üzerine, o devir için dahiyane sayılan bir teşebbüste bulundu; Şehri, bir baştan girip öbür baştan çıkarak iki ayıran Fırat nehrinde, bir gece içinde başk bir yatak açtırdı ve nehrin yönünü değiştirdi. Kuruyan yataktan askerlerini sokarak Babil’i zaptetti.

Eski savaşlarda, sağlam surlarla çevrili bir şehrin zaptedilmesi için kumandan veya hükümdarların uyguladıkları dahiyane planlar arasında, Keyhüsrev’in Fırat yatağını değiştirilmesi de yer alır. Truva’yı (Çanakkale’yi) 10 yıl kuşatan fakat zaptedemeyen eski Yunanlıların Truva Atı olarak bilinen hileleri, Pers Kralı Dara’nın ordusunu İstanbul Boğazı’ndan geçirmek için yaptırdığı yüzer köprü ve Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul kuşatması sırasında gemilerinin karadan yüzdürerek bir gecede Haliç’e indirmesi, dahiyane buluşlarındandır.

Perslerin istilasından sonra sönmeye başlayan Babil şehri M.S. 5 ve 6. yüzyıllarda kumlara gömüşmüş, kumdağı haline gelmiş bulunuyordu. Bu şehrin, şehirdeki tapınakların asma bahçelerin kalıntıları ancak 20. yüzyılda yapılan kazılarla meydana çıkarıldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir