Tarih

Atatürk ilkeleri

Atatürkçülük

Çağın gereksinimlerinin ve halkın ihtiyaçlarının yönlendirmesiyle, temel ilkelerini Mustafa Kemal Atatürk’ün belirlediği Atatürkçülük; bir düşünce sistemi olarak ortaya çıkmış, akıl ve bilimi esas alarak Türk milletinin milli özelliklerini koruyarak çağdaşlaşmasını hedeflemiştir.

Bu düşünce sistemi, aynı zamanda Atatürk ‘ün özünde var olan çağdaşlık ve bağımsızlık duygularının etkisiyle gelişmiştir.

Atatürkçülüğün tanımı

Türk milletinin bugün ve gelecekte tam bağımsızlığa sahip olması, devletin milli egemenlik esasına dayandırılması, milletimizin aklın ve bilimin önderliğinde çağdaş medeniyetler seviyesine çıkarılması, huzur ve refah içinde yaşaması ile devlet, düşünce ve ekonomik hayata, toplumun diğer ihtiyaçlarına ilişkin gerçekçi düşünce ve ilkelere Atatürkçülük denir.

1935 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüzüğünde yer alan Atatürkçülük ilkeleri, 5 Şubat 1937’de Anayasaya girmiştir.

Atatürkçülüğün nitelikleri

  • Türk milletinin tarihsel gelişiminin ihtiyaçları sonucunda ortaya çıkmıştır.
  • Milli bağımsızlığın korunması ve milli egemenliğin hakim kılınması temel amaçlarını oluşturur.
  • Bilimsellik, akılcılık, insan sevgisi ve barış gibi çağdaş değerleri bünyesinde toplamıştır.
  • Toplum ve devlet hayatında laikleşmeyi esas alır.
  • Milli değerlimiz ile evrensel değerlerin kaynaşmasını amaçlar.
  • Türk milletinin çağdaş medeniyetler seviyesine çıkarılmasını hedefler.
  • Uygarlık ve insanlık anlayışına ters düşen hiçbir düşünceyle bağlantısı yoktur.
  • Atatürkçülüğü oluşturan ilkeler, birbirine bağlı ve birbirini tamamlayan düşüncelerden meydana gelmiştir.

Cumhuriyetçilik

Cumhuriyetçilik, halkın seçtiği temsilciler vasıtasıyla egemenliği elinde tuttuğu yönetim şeklidir. Bu durum anayasada, Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir, şeklinde ifade edilmiştir. Cumhuriyet yönetiminde, halkın seçtiği kişilerin belli bir süre için devlet yönetiminde bulunmaları, milletin devlet yönetimindeki denetimin devamı amacına yöneliktir.

Atatürk, “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini Türk cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektedir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur.” diyerek, cumhuriyetin korunmasını Türk gençliğine emanet etmiştir.

Cumhuriyet ilkesinin özellikleri

  • Cumhuriyetçilik ilkesi, yönetim şekli olarak halkın yönetimde egemen olmasını gerekli kılar.
  • Yönetimde ulusal egemenliğin gerçekleştirilebilmesi için ulusal bağımsızlığın olması zorunluluğu vardır.
  • Cumhuriyet rejiminde egemenlik bir kişi veya zümrenin elinde değil, milletin elindedir. Egemenliği, milletin seçim yoluyla belirlediği kişiler, millet adına kullanırlar.
  • Milletin temsilcilerin hazırladığı kanunların üstünlüğü, cumhuriyetçiliğin temel prensiplerindendir.
  • Cumhuriyetçilik, ülkede özgür bir ortam oluşturduğundan diğer ilkelerin uygulanmasını kolaylaştırır.
  • Milliyetçilik, halkçılık ve ulusal egemenlik ilkeleri, cumhuriyetçiliği bütünler.

Milliyetçilik (ulusçuluk)

Kendi milletine dayanarak, milletin değerini esas alan, çıkarlarını korumayı amaçlayan düşünce sistemine milliyetçilik denir. Atatürk’e göre milletin tanımı şöyledir: “Bir insan topluluğunun millet sayılması için, zengin bir geçmişe, birlikte yaşama konusunda samimi olmaya, geçmişten gelen mirasın korunmasını sürdürebilmek için, iradelerinin ortak olmasına, gelecekte uygulanacak programın aynı olmasına, birlikte sevinmiş, aynı ümitleri beslenmiş olmalarına ihtiyaç vardır.”

Ayrıca milliyetçilik, millet gerçeğinden hareketle millet yararına fikir üretip geliştirmeyi ve uygulamayı esas alır.

Milliyetçilik ilkesinin özellikleri

  • Milliyetçilik, öncelikle millet gerçeğine dayanmaktadır. Millet, toplum hayatında ulaşılan son mertebedir.
  • Atatürk’ün millet tanımında vatan, tarih, dil, kültür ve ideal birliğinin olması savunulmuştur. Bundan dolayı Atatürk’ün milliyetçilik ya da Türkçülük anlayışında ırk, din ve mezhep birliği yoktur. Aynı topraklar üzerinde yaşayan ve bir ülkenin çatısı altında toplanan insanlar arasında vatan milliyetçiliği esası vardır.
  • Atatürk’e göre; bir insan kökeni ne olursa olsun, kendini hangi millete ait kabul ediyorsa o milletin kimliğini taşıyor demektir. Bu nedenle dolayı da Atatürk, Ne mutlu Türk olana değil, Ne mutlu Türk’üm diyene demiştir.
  • Atatürk milliyetçiliğinde, ülke sınırları içerisinde yaşayan herkes eşit haklara sahiptir ve Türkiye Cumhuriyeti milletini oluşturur.
  • Milliyetçilik, Türk milletinin varlığını sürdürmesi ve yücelmesi için çalışmayı ve kültürel değerlerini sonraki kuşaklara aktarmayı gerekli kılar.
  • Atatürk’ün milliyetçilik anlayışında, akılcı ve insancıl olma esastır.
  • Milliyetçiliğin doğal bir sonucu olan milli birlik ve beraberlik duygusu, aralarındaki farklılıklara rağmen millet bilinci etrafında bütün vatandaşları aynı hedefe yönlendirir.
  • Atatürk’ün tarih ve dil çalışmalarına verdiği önem, O’nun millet olmanın ancak milli kültürle mümkün olacağını bilmesinden kaynaklanmaktadır.
  • Atatürk’ün milliyetçilik anlayışı ırk esasına dayandığı için Halkçılık ilkesiyle doğrudan ilgilidir.

Halkçılık

Halk, bir ülkede yaşayan bütün vatandaşların oluşturduğu topluluktur. Halk yararına yapılan faaliyetler Halkçılık ilkesi ile ilgilidir.

Halkçılık ilkesinin dayandığı esaslar

  • Halkın yönetimde etkili olması yani demokrasinin bulunması,
  • Herkesin eşit haklara sahip olması, hiçbir kişi ve zümreye ayrıcalık tanınmaması,
  • Toplumun dayanışma içinde bulunmasıdır.
  • Atatürk, “Bizim halkımız çıkarları birbirinden farklı sınıflardan değil, aksine, varlıkları ve çalışmalarının sonuçları birbirine lazım olan sınıflardan ibarettir.” demiştir.

Devletçilik

Devletçilik; devletin gerekli gördüğü ekonomik, sosyal, kültürel vb. alanlarda müdahele etmesi, vatandaşların gelişmesi ve yücelmesi için gerekli çalışmaları yapmasıdır. Diğer bir ifadeyle devletçilik, devletin doğrudan doğruya ekonomiye müdahele ederek temel hizmetleri ve ihtiyaçları karşılamasıdır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında halkın elinde yeterli sermaye birikimi ve iş tecrübesi olmadığından, büyük yatırımların özel teşebbüs tarafından gerçekleştirilmesi mümkün olmamış, bu durum büyük yatırımların devlet eliyle gerçekleştirilmesini zorunlu kılmıştır.

Devletçilik ilkesinin, günümüzde gelişen ve değişen ekonomik gelişmeler sonucunda önemli azalmıştır. Bunda oluşturulan devlet işletmelerinin iyi yönetilmemesi ve siyasi çevrelerin çıkar kapısı haline gelmesinden dolayı zarar etmeleri ve maliyeye yük olmaları etkili olmuştur. Bundan dolayı ekonomik yatırımlar özelleştirilerek devletin ekonomik yapısı güçlendirilmek istenmektedir.

Devletçilik ilkesinin özellikleri

  • Devletin özel teşebbüsü desteklemesine rağmen, halkın temel ihtiyaçlarının karşılanmaması sonucunda zorunluluktan dolayı ortaya çıkmıştır.
  • Atatürk’ün devletçilik anlayışına, özel teşebbüsün de yeri vardır. Bu nedenle Türkiye’de devletçiliğin ekonomiyi alanındaki görünümü, karma ekonomi şeklinde olmuştur.
  • Devlet ekonomisinin millileştirilmesi ve güçlendirilmesi amaçlarına yöneliktir.
  • Toplumun temel ihtiyaçları olan fabrikaların kurulması amaçlandığı için, planlı ekonomi programları yapılarak hayata geçirilmiştir.
  • Toplumun ve köylünün kalkındırılması temel hedeflerdendir.
  • Milli bağımsızlığın yanı sıra ekonomik bağımsızlık da bu ilkenin uygulanmasıyla sağlanmaya çalışmıştır.
  • Yapılan faaliyetler, Türkiye’de modern sanayi ve ekonomik kuruluşların kurulmasında etkili olmuştur.

Laiklik

Laiklik, devlet ile din işlerinin ayrılması, toplumda din ve vicdan özgürlüğünün sağlanması bakımından devletin bütün dinlere eşit olmasını ifade eder. Türkiye’yi çağdaş uygarlık seviyesine çıkarmak isteyen Atatürk, yaptığı önemli yeniliklerle Türkiye’de laikliği hayata geçirmiştir.

Laiklik ilkesinin özellikleri

  • Laiklik, devlet düzeninin ve hukuk kurallarının dine değil, akla ve bilime dayandırılmasıdır.
  • Devletin egemenlik gücünün, dini esaslar yerine millet iradesine uygun olarak düzenlenmesidir.
  • Türkiye’de aşamalar halinde laiklik gerçekleştirilirken, İslamiyet’in inanç ve ibadete dayanan kurallarına müdahele edilmemiştir.
  • Laiklikle insanların dini inançlarında, vicdan ve düşüncelerinde serbest olmaları sağlanmıştır.
  • Kanun önünde farklı dinlere ve mezheplerine mensup insanlar arasında eşitlik sağlanmıştır.
  • Dini kuralların yerine bilimsellik ve akılcılık ön plana çıkarılmıştır.

İnkılapçılık (Devrimcilik)

Yenilik anlamına gelen inkılap, eski kurumların kaldırılarak yerlerine çağın gereklerine uygun yeni ve modern kurumların açılmasıdır.

Atatürk, Türkiye’yi çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarmak için Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra, toplumun her alanında ve devlet kurumlarında yenilik hareketlerine girişmiştir. Atatürk bu konuda; “Artık duramayız, Behemahal ileri gideceğiz. Geriye ise hiç gitmeyiz. Çünkü ileriye gitmeye mecburuz. Millet açıkça bilmelidir medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki, ona kayıtsız olanları yakar mahveder.” ifadelerine yer vermiştir.

İnkılapçılık ilkesinin özellikleri

  • İnkılap; siyasi, sosyal, ekonomik vb. alanlarda yapılan köklü ve ileriye dönük değişiklikleri ifade eder.
  • İnkılapçılık, yapılan yenilikleri özümsemek, korumak ve savunmaktır.
  • İnkılapçılık, Batılılaşma ve çağdaşlaşma yolunda daima ileriye, çağdaş uygarlığa yönelmektir.
  • İnkılapçılık, sadece inkılapları savunmayı değil, inkılapları geliştirmeyi, çağdaş hayatın gereklerine uymayı da içine alır.
  • İnkılapçılık, Türkiye’nin çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmasında önemli bir yere sahiptir.
  • Çağdaşlık ve Batılılaşma ilkesi, inkılapçılık ilkesini bütünler.
  • İnkılapçılık ilkesi sayesinde Atatürk ilkeleri ve Atatürkçü düşünce sistemi gelişmelere ve değişime sürekli açık olmuştur.
  • İnkılapçılık sayesinde Atatürkçü düşünce sistemi dogmatik olmaktan kurtulmuştur.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir