Andre Gide Kimdir?


1947 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü almış olan Fransız yazar Andre Gide, onsekiz yaşında yazı hayatına atılmıştır. İlk eseri “Andre Walter’in Defterleri” adını taşır. Bu eser; düşünceli, kaygılı, huzursuz bir gencin romanıdır.

Bu kitabı, önemli olmayan bir kaç kitap takip eder, 1897 yılında ise “Dünya Nimetleri” yayınlanır. Dünya Nimetler kitabı tabiatın güzelliklerini, her türlü kurallarla baskılardan uzak alabildiğine yaşamanın hazzını terennüm ediyor, aynı zamanda, hayatı cehennem yapan bir sürü manasız emirleri yeriyordu. Gide, isyanını şöyle ifa ediyor:

Tanrının emirleri, siz benim ruhumu sızlattınız. Tanrının emirleri, on musunuz yoksa yirmi mi? Sınırlarınızı nereye kadar daraltacaksınız? Yasaklarınız hiç bitip tükenmeyecek mi? Tanrının emirleri, siz benim ruhumu hasta ettiniz. Susuzluğumu giderecek suları duvarlarla kuşattınız.”

Nimetler kolay elde edilen zevkleri sağlık veriyor, her türlü toplumsal baskıdan kaçıp kurtulmayı öğretiyor gibiydi. Ama Gide, kitabına yazdığı önsüzünde: “Nathanael‘ Okuduktan sonra kitabımı at. Onun sana bulunduğun diyarlardan, ailenden, odandan, her türlü baskıdan kaçıp kurtulmak dileğini vermesini isterdim. Kitabımı beraberinde götürme.” diye ihtarda bulunmayı ihmal etmemiştir.

Bu eserin, Andre Gide’in veremden kurtulduğu bir anda yazıldığı için, bir kurtuluş şarkısı olduğunu, böyle tehlikeli bir hastalıktan sonra insanın hayatı çılgınca yaşamak istediğini hatırdan çıkarmamalıdır. Birçokları eserin inceliğini anlayamamıştır, gençlerin ahlakını bozuyor diye Gide’e saldırmışlardır. Gerçekte ise, yirmisekiz yaşındaki Gide’in terennüm ettiği nimetler, birer hediye değildir. Onlar, hayatın ve kişiliğin zaferidir.

“Dünya Nimetleri” bize, her insanda garip imkanlar bulunduğunu, duygu ve heyecan olmaan her şeyin reddi ile geçmiş gelecek kaygılardan uzak olarak yaşamayı öğreten bir şiir kitabıdır. Andre Gide eserine, hayatın amacını zevkte aramak gibi bir anlam verildiğini görünce, bu yanlış kanaati düzeltmek için “Saül” piyesini yazdı. Kral Saül bütün arzularını tatmin yoluna gitmiş, hiçbir şeyi geri çevirmemiştir. Her şeyi kabul ettiği için kişiliği ile birlikte iradesi de kaybolmuş, son nefesinde: Hoşuma giden her şey düşmanımdı. Demekten kendini alamamıştır. Böylece Saül, Nimetler’in acı bir istihzası olmuştur.

Gide, Cezayir’e yaptığı bir yolculuktan sonra yazdığı “İmmoraliste” adlı romanda, kabul edilegelimi kurallara yargıları tanımayan, kendini tam anlamıyla gerçekleştirmeye çalışan, ama sonunda yenilgiye uğrayan bir adamı gösterir.

Fransız edebiyatında ruhbilimsel ve tek çizgili romanın bir şaheseri olan “Dar Kapı” öbür dünya mutluluğuna aşık, mistik huzura tanrısal bir özgeçi ile varan bir ruhun hikayesidir. Dar Kapı’nın yazarı, Tanrı uğruna hayatını feda eden Alissa’nın hatasını ve pişmanlığını mı göstermek ister? Ölümün eşiğine kadar yeter derece günahsız olmadıklarından korkan dindar ruhların, kara talihlileri mi telkin eder? Yoksa onların bu davranışlarını örnek olarak mı alır? Hayır, hiçbiri değil. Roman meseleyi, hal çaresini bulmadan sadece ortaya koyar. O, yalnız büyük bir aşkın hikayesidir. Alissa, sevdiği ve kendisini seven insana karşı iffetini korumasını bilir. Çünkü aşkın evlenme ile zehirleneceğine inanmıştır. Alissa’nın şu sözleri çok dikkate değer:

Herbirimiz tek başına Tanruya varmalıyız… Niye İsa’dan başka bir yol arıyoruz? Birbirimizi unutarak Tanruya dua ettiğimiz zamandan daha fazla birbirimizi yakın olacağımızı sanıyor musunuz? Tanrım! çabucak elde edebileceğim bir mutluluktan beni koru…

Gide bu eserinde okuyucusu heyecandan heyecana sürükler. Basit ama yerine yerleştirilmiş kelimelerin, tumturaklı bir sürü sözden daha çok etkisi vardır. Alissa’nın küçük hatıra defteri ise şaheser içinde bir şaheserdir.

Gide 1919 yılında “Pastoral Senfoni” yi yayınlar. Fransız edebiyat tarihçisi Henri Clouard, bu eser üzerine şunları yazıyor: “Kör bir genç kızın alımlılığı, filizlenen aşklar, önce bilinçsiz yahut pek az bilinçli, sonra acı bir şekilde itiraf edilen duygular, sakin bir kır çerçevesi içinde sevda ile yıkılan bir rahip ailesi, işte bütün bunlar bizi güçlü bir sanatla büyüler. Dram ağır ağır, ama şiddetle ortaya çıkar. Sular yükselerek bentleri yıkar, ortalığı altüst eder. Büyük, masum ızdıraplar çemberlerini genişletirler.”

Yukarıda sözünü ettiğimiz eserler, Gide’e göre roman değil, hikayedir. 1925 yılında yazdığı “Kalpazanlar” adlı kitabın başında ise, şöyle bir ithafa rastlıyoruz: “Rober Martin du Gard’a derin dostluk nişanesi olarak ilk romanımı armağan ediyorum.” Romanda, aşı sonu olan bir olay yoktur. Ama parça parça, aralarında mutlak suretle ilinti bulunmayan olaylar vardır. İkiyüz sayfalık eserde, eşit derecede rolü olan yirmi kadar kişi ele alınmıştır. Gide böylece, hayata daha çok yaklaşmayı düşünmüştür. O, tezli roman yazmıyor, sadece sembolik kişiler yaratıyor, temaları ortaya koyuyor. Ama romantik yazarlar gibi bu temaları uzun uzadıya işlemiyor. Yarattığı kişileri esrarlı tüle bürüyor, onları biz azar azar gerek sözleri gerekse davranışları ile tanıtıyor.

“Kalpazanlar” dan sonra, en önemli eseri “Kadınlar Okulu” dur. Bu kitapta Gide, Moliere ayarında bir ustalıkla çağdaş bir Tartüf portresi çizer. Robert bir şeyler olmak isteyen, kendinde büyük yetenekler göre zavallı bir hiçtir. İkiyüzlülüğün fazilet perdesi altında saklar. Eşi Eveline’i beğenmez. Her fırsatta onu incitir. Araları son derece açıktır. Halbuki sevişerek evlenmişlerdir. Gide, bu romanı ile, seviye dayanan evlenmelerden pek azının iyi sonuç verdiğini aşkı evlenmeye feda etmemek gerektiğini, karı kocanın hayatlarında mümkün olduğu kadar hür olmadıklarını telkin etmiştir. Ailede, baba ile ananın arasındaki geçimsizliğin, çocuklar için çok kötü bir örnek olduğunu görüyoruz.

Andre Gide Eserleri

Deneme

  • Narkissos Üstüne İnceleme (1891)
  • Urien’in Yolculuğu (1893)
  • Aşka Teşebbüs (1893)
  • Bataklıklar (1894)
  • Vesileler (1903)
  • Yeni Vesileler (1911)
  • Ve İş Şimdi Sana Kaldı (1951, ölümünden sonra)
  • Sanat Baskıdan Doğar

Roman

  • Pastoral Senfoni (1919)
  • Kalpazanlar (1926)
  • Dar Kapı (1909)

Otobiyografi

  • Andre Walter’in Defterleri (1892)
  • Tohum Ölmezse (1926)

Şiir ve Düzyazı Şiir

  • Andre Walter’in Şiirleri (1891)
  • Dünya Nimetleri (1897, 1936’da Toprağın Yarattığı Nimetler)
  • Hacı ya da Sahte Peygamber Üzerine İnceleme (1899)
  • Savurgan Evladın Dönüşü (1907)
  • Yeni Nimetler (1935)
  • Thesee (1946)

Tiyatro

  • Saul (1903)
  • Philoktetes (1899)
  • Kral Kandaules (1901)
  • Bat-Şeba (1912)
  • Oidipius (1931)
  • Persephone (1934)
  • On Üçüncü Ağaç (1935)
  • Robert Ya da Genel Çıkar (1944)
  • Dönüş (1946)

Anlatı

  • Ayrı Yol (1902)
  • Dar Kapı (1909)

Öykü

  • Vatikan Zindanları (1914)
  • İsabelle (1957)
  • Kadınlar Mektebi (1929)
  • Robert (1929)
  • Genevieve (1936)

Diyalog

  • Corydon-Sapık Sevgi(1924)

Gezi yazısı

  • Kongo Yolculuğu (1927)
  • Dindiki (1927)
  • Çad Dönüşü 1928)

Anı

  • Journal 1889-1939 (1939)
  • Journal 1939-1949 (1945)

İnceleme/Eleştiri

  • Dostoyevski (1923)
  • Rastlantılar (1924)
  • Kalpazanların Günlüğü (1926)
  • Montaigne Üstüne Deneme (1929)
  • Çeşitli (1931)
  • Henri Michaux’yu Tanımak (1941)
  • Düşsel Söyleşiler (1943)
  • Göz Önüne Alarak (1943)
  • Poussin Öğretimi (1945)
  • Şiir Sanatı (1947)
  • Önsözler (1948)
  • Karşılaşmalar (1948)
  • Övgüler (1948)
  • Chopin Üzerine Notlar (1948)
  • SSCB Dönüşü (1936)
  • SSCB Dönüşü Üzerine Düzeltmeler (1937)

Yergi

  • Zincire Gevşek Vurulmuş Prometheos (1899)

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir